We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin birinci yılında Türkiye

2 0 0
08.07.2019

Çok uzun bir seçim sürecinden çıktık. Partili Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS) ile yaşadığımız ilk seçimdi. Tekrarlanan İstanbul seçimi ile bir referanduma dönüştürülen dönem yaşandı. İktidar ve müttefikleri ‘Beka meselesi’ diyerek propaganda yaptı. Doğrusu beka meselesi vardı ama bahsedilen gibi değildi. Partili Cumhurbaşkanlığı ve CHS’nin beka meselesi haline geldiği ortaya çıktı. Türk devlet felsefesinin terk edildiği bu sistemin -aslında sistemsizliğin- iyileştirilmesi gerektiğini, bizatihi iktidar partisi yöneticileri ve bu sistemi ortaya atan müttefikleri söylüyordu.

Daha işlemeye başlamadan hatta sistem tartışması yapılırken bütün uyarılara kulak tıkayanlar bugün, 1’inci yıldönümü 9 Temmuz’da yaşanacak sistemin yürümediğini söylemekteler. Haklılar, CHS yürümüyor, devleti yavaşlattı. Çalışamaz hale getirdi. Çünkü ortada bir sistem yok, keyfi bir yönetim söz konusu.

Bu devlet şemasının bir ABD firması (McKinsey) tarafından hazırlandığı ve iyileştirmenin de bu firma tarafından yapılacağına dair basında haberler çıkmakta. İnsanlık tarihinde devlet tecrübesi en üstün olan bir milletin, yeni devlet yapılanmasını bir şirkete yaptırmış olması bir yana koyarak soralım; değişim ya da iyileştirme nasıl yapılacak, neler ve ne kadar değişecek? Felsefesi(zlik) değişecek mi? Bu sorulara cevap aranmadan önce geçmişi şöyle bir hatırlamakta fayda var.

Yönetilemez haldeki devlet: Türkiye

MİSAK’taki ilk yazımın (28.11.2017) başlığı “Yönetenlerin yönetemez hale geldiği ülke: Türkiye(1)” idi. Orada “Millî bir siyaset şarttır ve bu siyaseti yeni bir kadro yönetmelidir (…) Şimdiye kadar izlenen ve değişmediği görülen; yanlışlıklarla ve aldanmışlıklarla dolu, ideolojik hedeflerine kilitlenmiş, Türk kimliği ile kavgalı bir yönetim sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Böyle bir yönetim olaylar karşısında, rüzgârda uçuşan yaprak misali, mütemadiyen büyük savrulmalarla sonuçlanmıştır. (…)herhangi bir devlet dahi böylesine sık ve sert savrulmalarla yönetilemez.” denmişti.

Aradan bir yıl geçtikten sonra, 2019’in ilk haftasındaki yazı “Yönetilemez hale getirilen devlet: Türkiye(2)” başlığını taşıyordu. Bu yazı filli durumu hukukileştirmek için yapılan 16 Nisan referandumu sonrasında kaleme alınmış ancak CHS daha hayata geçmemişti. İç ve dış meseleler üzerinden devletin yönetilemez bir hale geldiği vurgulanıyor, “20’inci yüzyılda büyük bedeller ödeyerek Sakarya Irmağı kıyısında durdurduğumuz iki yüz yıllık geri çekiliş, 21’inci yüzyılda tekrar başla(tıl)mıştır. Mutlaka durdurulmalıdır.” diyerek bitiyordu.

Daha sonra seçim erkene alındı ve 24 Haziran 2018’de yapıldı. Seçimden sonraki açıklamalardan anlaşıldığına göre hazırlıklar bitmiş ve beklemeye çok gerek kalmamıştı. Seçimlere, son haftada açıklanan yeni devlet şeması ile girildi. Çok tartışma fırsatı da olmamıştı.

Devlet yapılanması mı şirket şeması mı?

Artık yepyeni bir şirketimiz -af edersiniz- devletimiz vardı. Yeni Devlet(!) şeması, 4 ofis, 9 kurul ve 8 başkanlık ile 16 bakanlıktan oluştu. Ancak en önemli husus tek karar merci Cumhurbaşkanı olmasıydı. Bütün kurul ve........

© Milli Devlet