menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şiddet sınıfa girdi, sorumluluk dışarıda kaldı

16 0
sunday

Bir çocuğu sabah okula uğurlarken aklımızda dersleri, sınavları, arkadaşları olurdu. Şimdi bunların yanına ağır bir soru yerleşiyor: Akşam eve sağ salim dönecek mi?

Bir toplum için bundan daha sarsıcı bir güven kaybı olabilir mi?

Yıllarca Amerika’dan gelen haberlerde izlediğimiz okul saldırıları, artık kendi şehirlerimizin acı gündeminde. Silahlı baskınlar, bıçaklı saldırılar ve okul bahçesinde işlenen cinayetler, çocuklarımızı ve öğretmenlerimizi nasıl koruduğumuzu sorgulatıyor.

2 Mart’ta İstanbul Çekmeköy’deki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde iki öğretmen ve bir öğrencinin yaralandığı saldırıda, biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik hayatını kaybetti.

14 Nisan’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine düzenlenen silahlı saldırıda 16 kişi yaralandı. Ertesi gün Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulunda öğretmen Ayla Kara ile dokuz öğrenci hayatını kaybetti, 15 öğrenci yaralandı.

Yeni eğitim yılı da benzer acılarla başladı. 22 Eylül’de Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında gerçekleştirilen silahlı saldırıda en az 11 kişi yaralandı. 28 Eylül’de Van’ın Tuşba ilçesinde bir öğrencinin okula pompalı tüfekle gelmesi üzerine öğretmenler ve veliler müdahale etti. Ateş açıldığına ilişkin doğrulanmış bilgi bulunmasa da bu olay ciddi bir güvenlik uyarısıydı.

Aynı gün Osmaniye’de Farabi Anadolu Lisesinin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıyla öldürüldü. Valilik, olayın öğretmen ile yeğeni arasındaki meseleden kaynaklandığını açıkladı. Kişisel bir husumetin okul bahçesine taşınabilmesi de eğitim alanlarının korunmasına ilişkin soruları büyüttü.

6 Ekim’de ise İstanbul Başakşehir’deki Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulunun bahçesinde öğrenciler bıçaklı saldırıya uğradı. Yaralanan sekiz öğrenciden Eslem Sare Bulut hayatını kaybetti, diğer yedi öğrenci tedavi altına alındı.

Bu olayların failleri, gerekçeleri ve gerçekleşme biçimleri farklı. Kanıt olmadan aralarında örgütlü bir bağlantı bulunduğunu söyleyemeyiz. Ancak her birini “münferit” diye kapatmak, ortak riskleri görmemizi engeller. Bir saldırının bireysel olması, onu önleme sorumluluğunun yalnızca bireye ait olduğu anlamına gelmez.

Okula ulaşan şiddetin geçmişi çoğu zaman okulun dışında başlar. Çocuk, anlaşmazlıkların nasıl çözüldüğünü önce yetişkinlerden öğrenir. Evde bağırarak sözünü geçiren kişiyi, trafikte tehditle üstünlük kuranı, ekranda zorbalığıyla hayranlık toplayan karakteri görür. Kendisine saygı anlatılırken çevresinde korkutmanın işe yaradığını izler.

“Kimseye zarar verme” diyen, fakat başkasını sindireni güçlü sayan bir toplum, çocuklara çelişkili bir ahlak öğretir.

Hak aramanın sonuç vermediğine, güçlü olanın kuralları aşabildiğine ve tehdit edenin istediğini alabildiğine dair kanaat de bu çelişkiyi derinleştirir. Hukuka güven, insanların öfkelerini hangi yollarla ifade edeceklerini etkiler. Adalet duygusunun aşınması bu........

© Milat