Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (297) |
Rahmetli Ali Şükrü Bey’in yukarıdaki kıymetli metninden (Lozan Müzâkereleri hakkında Meclis’deki konuşmasından) haberdâr olmamızı, kıymetli araştırmacı-muharrir ve muhlis Dâvâ Adamı Yahya Düzenli kardeşimize medyûnuz. Kendisi, başka eserlerle berâber, I. Meclis’te Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey kitabının da (Ankara: A Kitap / Binyıl Ye., 2017, 143 s.) müellifidir. Kadîm dostumuz Yahya Düzenli’nin (milyonlar tarafından okunmıya lâyık, geniş araştırma ve samîmî heyecân mahsûl̃ü) bu kitabındaki bir bilgi, hâssaten dikkatimizi celbetti. Buna göre, Trabzon Meb’ûsu Ali Şükrü Bey cinâyeti, rahmetli Mehmed Âkif tarafından da alenen takbîh edilmiştir…
Bu, mühim bir husûstur. Çünki Mehmed Âkif’in, can ciğer arkadaşının katlinden fevkalâde üzüntü duymakla berâber, bu cinâyeti alenen takbîh etmediği zannedilmekte ve bu da, onun aleyhinde bir husûs olarak değerlendirilmektedir.
Cinâyetten duyduğu derin üzüntünün şâhidi, oğlu, rahmetli Emin Âkif Ersoy’dur. Kendisinin Hâtırât’ı, Cemal Kutay’ın Millet mecmûasının 12 Şubat 1948 târihli 106. sayısından başlıyarak tefrika edilmişti. Emin Âkif, “Babamı o güne kadar o derece mahzun, kederli gördüğüm pek nadirdir.” diyor ve devâm ediyor:
(Mehmed Âkif Ersoy; İstiklâl Marşı’nın Kabulünün 90. ve Âkif’in Ölümünün 75. Yılı Anısına, Editör: Prof. Dr. Mustafa İsmet Uzun, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bak. Yl., 2011)
“(I. Meclis’de) ‘İkinci Grup’un en kuvvetli adamı ve Hilâfet ve Saltanatın âteşîn müdâfii olan Trabzon Meb’ûsu Ali Şükrü Bey…” (Mısıroğlu, Lozan, I/346)
“Gözlerinde gizlemeğe çalıştığı yaşlar, garip bir şekilde parlıyor, sesi, azâp duyan bir heyecanın titrek nağmelerini fısıldıyordu:
‘- Ben ona söylemiştim: Bu adama itimat etme! Ondan kendini sakın ve koru, demiştim! Demek ki Allah bana bunları söyletmiş, yüreğimde bir hissikablelvuku, Ali Şükrü’ye Topal Osman’dan gelecek felâketi bana ilham etmiş, ben de bunu kendisine ifade etmeye uğraşmıştım. Ne yazık ki onu ikna edemedim! Mert çocuk! Hemşehrîlikten, mertlikten, saflıktan bahsediyor, Topal Osman’a güveniyordu. Çok yazık oldu!’
“Pek sevdiği arkadaşının esrarengiz öldürülüşü onu çok derinden yaralamış, Meclis’ten soğutmuştu…” (Düzenli 2017: 28-29)
Yahya Düzenli kardeşimizin gün ışığına çıkardığı bilgi ise, Mehmed Âkif merhûmun da, dolaylı yoldan ve başka Meb’ûs arkadaşlarıyle müştereken olsa da, en samîmî ifâdelerle bu cinâyeti tel’în ettiğine dâirdir.
Bahis mevzûu takbîh metni, Erzurum Meb’ûsu Hüseyin Avni, Lazistan Meb’ûsu Âbidin, Rize Meb’ûsu Ziyâ Hurşid Beylerle berâber yirmi beş Meb’ûsun ve bu meyânda Burdur Meb’ûsu Mehmed Âkif Bey’in de imzâladığı bir tâziyenâmedir ve Trabzon’da münteşir İstik̆bâl̃ gazetesinin 3 Nisan 1923 târihli nüshasına dercedilmiştir. Tâziyenâmede, Şehîd Ali Şükrü Bey, “Fikir Hürriyeti yolunda ilk kurban” olarak tebcîl edilmektedir:
“Ankara, 2 Nisan [1923] –........