Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (296) |
Ôl̃and Adaları, emsâl̃dir
“Efendiler, hiç olmazsa bu adalar Gar̃bî Anadolu’da yapılan ve esâs Devletler tarafından kabûl edilen tahdîdâta tâbi teşkil edemez miydi? [Metinde, bâzı cümleler, anlaşılmaz şekilde kaydedilmiştir…] Efendiler, Aland [telaffuzu: “Ôl̃and”; Zabıtlar’da, sehven: “Alanit”] adaları vesâire halledilmiştir. Bunlar misâl̃ gösterilerek bu adaların her birisinin arasındaki mesâfe pek cüz’î olduğu hâlde, bunların, buranın cüz’-i lâyenfekki olduğunu anlatamamışlar mıdır? (Bilirsiniz ki Aland / Ôland adaları İskandinavya / İsveç ahâlîsi ile mesk̃ûndur. Fakat ne yapalım ki Finlandiya’nın muzâfâtındandır, yanındadır. Fakat aynı devletler bütün halkı İskandinavyalı, İsveçli olduğu hâlde bu adaları Finlandiya’nın bir cüz’ü, bir cüz’-i gayr-i müfârik̆i olmak üzere Finlandiyalılara vermişlerdir.) [Bu kısmı, kendimizden îzâhat ilâve ederek ik̆tibâs ettik. Ali Şükrü Bey’in, Anadolu Adaları’nı, (Finlandiya’nın cenûbî gar̃binde, ahâlîsi İsveçli olan) Ôland Adaları’yle mukâyesesi, gâyet isâbetlidir… Daha doğrusu, Anadolu Adaları, Ôland Adaları’ndan çok daha fazla “Anadolu’nun cüz’-i gayr-i müfârik̆i”dirler…]
“Bu Oniki Ada da bilâmünâkaşa İtalyanlara terkedilmiştir”
“Sonra Efendiler, geliyorum İtalya Adaları mes’elesine, İtalya’da [İtalya’nın tasarrufunda] bulunan Oniki Ada mes’elesine… Bu Oniki Ada da bilâmünâkaşa İtalyanlara terkedilmiştir. Bilâmüzâkere terkedilmiştir. İtalyanlara o kadar gafletle terk edilmiştir ki; hattâ Balkanlar’la yaptığımız Londra Muâhedesi mûcibince bize bırakılan (Meyis) adası bile, bize bırakıldığı hâlde, bunlar bile bilmiyerekden, düşünmiyerekden gaflet ile terkedilmiştir… İşte, Hey’et-i Murahhasa’nın ne kadar kat’î bir şekilde işe sarıldığının alâmeti budur! [“Gaflet” hükmü, aşırı hüsnizannın ifâdesidir!]
“Efendiler, Meyis’in mevk̆iini düşününüz ve İtalyanların bizim Finike sâhillerindeki, Karaman sâhilindeki vazıyeti[ni] düşününüz! Ondan sonra Efendiler, bilmiyerek, orayı, Meyis adasını bilâmüzâkere vermeyi düşününüz!
“Sonra, bu Hey’et-i Vekîle’yi, [evet,] bu mes’eleyi müzâkere etmek için, yine bu Hey’et-i Murahhasa’yı göndermek istiyorlar!
Uşi Muâhedesi (18 Ekim 1912)
“Arkadaşlarım, bu Adalar mes’elesini, Uşi Muâhedesi mûcibince, Trablusgar̃b ve Bingâzî’yi de muhârebe terkedildiği zamân bize bırakılacağını söylemişlerdir. [İtalyanlar, Uşi Muâhedesi mûcibince, Trablusgar̃b ve Bingâzî’de kendileriyle muhârebe terkedildiği zamân Adalar’ı bize iâde etmeyi taahhüd etmişlerdir.] Adalar bundan sonra beynelmilel işgâl̃ geçirmiş ve bu şekil têsîr etmiş gitmiştir. Böyle kalmamıştır. Sevr Muâhedesi mûcibince Adalar İtalyanlara verilmiştir, İtalyanlar Yunanlılar ile mukâvele yapmışlardır. Fakat bilâhare Venizelos, Konstantin dâvâsıyle bundan vazgeçmişler, geri almışlar, Uşi’yi........