Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (228)

“Biz Müslümanlar, nîçin Yahûdiler ve Hıristiyanlar kadar İbâdet Hürriyetine sâhib değiliz?”

O günki gazete haberlerinden anlaşıldığına nazaran, 1350 Ramazan'ından (1932 Ocak-Şubat aylarından) beri, “Öztürkçe Ezân, Kâmet ve Tekbîr”, adım adım bütün Memlekette tatbîkâta konulmıya çalışılmışsa da, hâlâ İstanbul'un ve başka şehirlerin bâzı câmileri bu tatbîkâtın hâricinde kalabilmişlerdi. (İstanbul’un bütün câmilerinde “Türkce Ezân”ın okunmıya başlaması, 6 Şubat 1933’te, Diyânet İşleri Reîsi Rifat Efendi’nin teblîğini tâkîben, o günün akşamından îtibârendir. -Vakit, 7.2.1933, s. 1- Bu teblîğin “Mutlak Şef”in 5 Şubat 1933’ten îtibâren “Türkce Ezân” için tedhîş estirmesini tâk̆îben metazori neşredildiği âşik̃ârdır…) Bu hâlden cesâret alan iki Mü'min, 1 Şubat 1933 günü ikindi namazında, Ulu Câmi'in vazîfeli müezzini Câmie gelmeyince, Kemalist Uydurma Ezân ve Kâmet yerine Sahîh Ezân ve Kâmeti okuyorlar…

Sahîh Ezân'ı okuyan, “Üçkuzular Mahallesi’nden” Mustafa oğlu Topal Halil'dir. Totaliter Rejim îcâbı bütün Memleket hafiyeler tarafından tâk̆îb edilmekte, çizgi dışına çıkan her hareket âmirlere rapor edilmektedir. Bunlardan Hamdi Efendi isimli birisi, üstlerine bildirmek üzere, Sahîh Ezân okuyan Topal Halil'in ismini tesbît ediyor. “Sivil Polis Hamdi Efendi”nin bu tavrı, Cemâatte huzûrsuzluğa yol açıyor… Bu hâle rağmen, yine Câmi cemâatinden Hoca Yahya oğlu Kazanlı Tatar İbrahim de Sahîh Kâmet okuyor…

Namaz bitince, ibâdetlerinin böyle nezâret ve baskı altında tutulmasından müteessir olan câmi cemâati, bu hâlden duydukları rahatsızlığı resmî mercilere iletmek istiyor:

“Namaz kılınmış, fakat polis memuru Hamdi Efendinin hareketinden heyecana gelen cemaatten birisi, halka hitaben yüksek sesle:

‘- Bu nedir yahu? Yahudiler havralarında, Hıristiyanlar kiliselerinde serbestçe ayin yaparlarken neden bizi böyle kanunsuz tazyik ediyorlar? Gidip derdimizi anlatalım!' demiştir.” (Cumhuriyet, 6.2.1933, s. 1)

Câmi cemâatinden 30 kişi, (o devirde imâm ve müezzinler Evkâf -Vakıflar- Umûm Müdürlüğü'ne bağlı olduklarından) Câmie bitişik olan Evkâf Müdürlüğü önünde toplanıyor. İçlerinden Elektrikci Arnavud Seyfeddîn, Evkâf Müdürünün makâmına çıkıyor ve ona, Cemâatin, ibâdetlerine müdâhale edilmesinden duyduğu huzûrsuzluktan bahsediyor. Rejimin tipik bir temsîlcisi olan Evkâf Müdürü, onları yatıştırmak yerine, kendisinin de emir kulu olduğunu, bu husûsta salâhiyetli olmadığını îzâh ve derdlerini Vâliye anlatmalarını tavsıye ederek Cemâatin sözcüsünü başından savıyor ve hemen arkasından telefonla hâdiseyi Emniyet’e ihbâr ediyor…

(Cumhuriyet ve Akşam, 4.2.1932, s. 1)

“40 bin kişi Ayasofya camiinde mevlûdu ve türkçe........

© Milat