Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (213)

“Dans ederken Fransız Sefîrinin kızına yapılan muâmele” (?)

“(31 Ekim 1925) (Akşam) sofranın başında Atatürk, sağında Saadet, solunda Afet ve S. Hanımlar… Bana da Saadet Hanımın solunda yer ayırmış. Tevfik, Rasim Ferit Beylerden başka kimse yok. Mutad veçhile içiliyor… […]

“Başvekil geldi. (Onu) sol yanına aldı. (İnönü) Bayram gecesi, baloda, Fransız Sefiri olayını iyi bir sonuca bağladığını anlattı. Dans ederken kızına yapılan muamelenin fena maksatla olmayıp takdir maksadı ile olduğunu, iyi bir şekilde tefsir edildiğini izah etti… (Altay 1970: 415)

Râfet Süreyyâ yine akşam sofrasında

“(1 Kasım 1925) Bu gece Atatürk'ün sofrasında İnönü ile Bakanlardan […] (ve) artist Refet Süreyya Hanım vardı. Şarkılar söylendi, şiirler okundu, edebiyat bahisleri oldu. […] Saadet Hanımın Konya'ya, mektebine iadesini emretti…

“Çok tatlı sohbet devam ederken vakit geceyarısını geçeli iki saatten fazla olmuştu ki ancak misafirlere izin verdi. Onları uğurladıktan sonra ben de elini öperek veda etmek istedim, o boynuma sarılarak beni öptü ve tekrar beklediğini söylemek lûtfunda bulundu. Ertesi sabah saat 8’de bir yaver beni istasyona götürdü. Orada birçok zevat ve mızıka ile askerî bir kıtanın selâm ve uğurlamasıyla trene binerek Konya ya gittim.” (Altay 1970: 416)

Beylerbeyi Sarayı’ndaki Havuzlu Salon’da, “Mutlak Şef”, Îrân Şâhı’nın şerefine, havuzda “çıplak artistlerin” gösteriler yaptığı bir “eğlence” tertîb etmişti… Şâh’ın Mihmandârı Org. Altay, o geceyi hasretle anıyor: “Binbir gece masallarını bin ikinci gece yapamadık vesselâm!”

***

Beylerbeyi Sarayı'nda “çıplak artistlerle” âlem

Haziran 1934'te Îrân Şâhı Rızâ Pehlevî Türkiye'ye resmî bir ziyârette bulunmuş, “Büyük Şef”e yakınlığı sebebiyle, Orgeneral Fahrettin Altay, Şâh'a Mihmandâr tâyîn edilmişti. Şâh ve “Büyük Şef”, her iki tarafın resmî ricâliyle berâber Ankara, Çanakkale, Balıkesir gibi şehirleri ziyâret ettikden sonra İstanbul'a vâsıl olmuşlardı. Buradaki ziyâretleri esnâsında, bir gece, “Büyük Şef”, Şâh için bir “eğlence” tertîb ediyor. Altay'ın hasretle andığı o gece, (yine Altay'ın tâbiriyle) “Binbir Gece Masalları'ndan bir sahne” gibidir:

“Atatürk’le beraber İstanbul’da gezerken Suadiye plâjına gittik. Orası daha yeni yapılmış güzelce bir yerdi. Deniz kenarında boylu boslu genç ve güzel bir kadın mayo ile dikilmiş duruyordu. Kendisine yaklaşıldığı sırada güzel bir atlayışla denize daldı, yüzmeye başladı.

“Kadınlarımız henüz erkeklerle bir arada denize girmeye yeni başlamışlardı. Bunun bir türk kızı olduğunu öğrenen Şah, Atatürk e:

‘- Maşallah ne güzel yüzüyor, hanımlarınız yeniliği çok çabuk kabullenmiş görünüyor…’

gibi ifadelerde bulundu.

“Dönüşümüzde Atatürk beni çağırıp:

‘- Bu gece Beylerbeyi Sarayında Şehinşah’a hususî bir ziyafet veriyoruz. Hariçten kimse bulunmayacaktır. Kendileri mihmandarlardan yalnız senden........

© Milat