menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küçük Prens'in Felsefesi, Memleketimizdeki Tercümeleri (4)

18 15
15.01.2026

‘Ona herşey mübâh!’dedirten beşinci misâl:

‘Prangalı matbûât’ (220)

Mustafa Kemâl’in hükümfermâ olduğu devre gelinciye kadar, Türkiye matbuat târihinin hiçbir devrinde, bütün bir matbûâtın siyâsî ik̆tidârın emri altına girdiği görülmemişti. 4 Mart 1925’te vaz’edilen Takrîr-i Sük̃ûn Kânûnu’ndan ve bu kânûna istinâ den ihdâs edilen Engizisyon (güya “İstiklal̃”) Mahkemelerinden sonra matbûâttan hiçbir muhâlif ses yükselemediği gibi, -artık tam mânâsıyle “Totaliter Şef” statüsü kazanmış- Mustafa Kemâl’in bir kısım icrââtının îmâen dahi tenk̆îd edilmesine tahammül gösterilme di. Mustafa Kemâl, İnk̆ilâbları, Re jimi ancak medhedilebilir, ancak tebcîl edilebilirdi! Zâten pek cılızolan İslâmperver matbûât ise tamâmen silindi… Bu devrin matbûâtı için “prangalı matbûât” tâbirini kullanmakta herhâlde haksız sayılmayız…

Beynelmilel Siyonizm, rahmetli Abdülhamîd Han’ın devrini, müfsid bir propagandayle, zihinlere “İstibdâd Devri” olarak nakşetmiştir. Hâlbuki o devirde Hük̃ûmetin matbûâta bütün müdâhelesi, ihtilâlci ve bölücü propagandaya mâni olmak gâyesine mâtûftu. Her hâl-ü kârda, matbûât, Hükûmetin inhisâ rında olmaktan fersah fersah uzaktı. Hakiki “İstibdâd Devri”, Mustafa Kemâl devridir: Bu devirdedir ki bütün matbûât “Mutlak Şef”e râm edilmiş, ona ve onun tâk̆îb ettiğidâhilî ve hâricî siyâsetlere hizmetle mükellef kılınmıştır…

Mustafa Kemâl, doğrudan sâhibi olduğu Hâkimiyet-i Milliye (müteâk̆iben Ulus) gazetesi bir tarafa, bütün matbûâtın da patronu mesâbesindeydi: Hiçbir matbuat uzvu, onun tasvîb etmiyeceği her hangi bir şeyi neşredemezdi. Her gazete, bilâ-kayd-ü-şart emrindeydi. Bu meyânda, lüzûmlu gördüğü her seferinde gazetelerin başmuharrirlerinin ismini kullanarak başmakâleler neşretmek, onun ihdâs ettiği bir usûldü… (Bu suretle Akşam, Vakit / Kurun, Cumhuriyet gibi gazetelerde neşrettiği onlarca başmakâlesi mevcûddur…)

Velhâsıl, yaptığı her İnk̆ilâb, at tığı her adım, tâk̆îb ettiği dâhilî-hâricî her siyâset sâdece alkışlanabilirdi… Her sözü de erişilmez bir hikmetin ifâdesiydi; o, tartışılamaz, ona ancak tâbi olunabilirdi…

Aşağıda zikredeceğimiz birkaç misâl, hem Müslümanlara yönelik Kemalist tedhîşi, hem de bu “prangalı matbûât”ın sefîl hâlini gözlerönüne serecekdir.

Matbûâtın esâretine dâir 1. misâl: o kahrolası frenk şapkası uğrunda onlarca insanımızın îdâm edilmesine isyân etmediler

Yukarıda, şapka îtirâzcılarının başına neler geldiğinden........

© Milat