Kırılgan nesil: Çocuklar neden bu kadar öfkeli?
Bir çocuğun öfkesi çoğu zaman yanlış okunur. Şımarıklık sanılır, saygısızlık denir, disiplin eksikliğine bağlanır. Oysa çocuklukta öfke çoğu zaman bir sorun değil, bir sinyaldir. Görülmeyenin, duyulmayanın, anlaşılmayanın dışa vurumudur. Ve bugün mesele tek tek çocuklar değil bir neslin duygusal dili haline gelmiş bir öfkeden söz ediyoruz.
Bu nesil çelişkiler içinde büyüyor. “Kendin ol” deniyor ama hata yaptığında sert eleştiriliyor. “Duygularını ifade et” deniyor ama ifade ettiğinde “abartıyorsun” diye susturuluyor. Sevildiği söyleniyor ama bu sevgi çoğu zaman koşullara bağlı hissediliyor. Çocuk zihni bu çelişkiyi çözemez, ama bedeni çözer ve çoğu zaman bu çözüm öfke olur. Çünkü öfke burada bir problem değil, bir uyum sağlama biçimidir.
Bugünün çocukları fiziksel olarak daha güvende olabilir, ancak duygusal olarak aynı güveni hissetmiyor. Modern çağın ihmal biçimi sessizdir. Duygusal ihmal. Aynı evde ama temas yok, aynı sofrada ama göz teması yok, aynı hayatın içinde ama birbirine değmeyen duygular var. Çocuk için görülmek, sadece varlığının fark edilmesi değil, hislerinin anlaşılmasıdır. Bu olmadığında çocuk şunu öğrenmiş oluyor. Benim hissettiklerim önemli değil.” İşte bu öğrenme zamanla öfkeye dönüşür.
Çocuk duygusunu bastıramaz. Bastırılan duygu davranışa dönüşür. Bu bazen saldırganlık, bazen içe kapanma, bazen ani öfke patlamalarıdır. Sürekli anlaşılmadığını hisseden bir çocuk, dünyayı güvenli bir yer olarak algılamamaya başlar. Bu da onu tetikte, hassas ve savunmada tutar. Savunmada olan bir zihin ise en hızlı tepkiyi verir.
Ebeveynlik hiç olmadığı kadar bilgiyle dolu ama bağ giderek zayıflıyor. Herkes “doğru........
