Kırılgan gruplarda suç ekosistemi: Sokaktan dijital dünyaya |
Toplumun en hassas damarlarından biri, kırılgan grupların maruz kaldığı risklerdir. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, göçmenler ve sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı bireyler. Bu gruplar yalnızca fiziksel dünyada değil, artık dijital dünyanın görünmez sokaklarında da suçun hedefi hâline gelmiş durumda.
Eskiden suç dediğimiz olgu, belirli mekânlara sıkışmıştı. Sokaklar, karanlık arka mahalleler, metruk binalar. Ancak bugün suç, mekândan bağımsız bir ekosistem hâline geldi. Bir ekranın arkasında, bir mesajın içinde, bir uygulamanın derinliklerinde varlığını sürdürüyor. Ve ne yazık ki kırılgan gruplar, bu yeni suç düzeninin en kolay hedefleri arasında yer alıyor.
Dijitalleşme hayatı kolaylaştırırken, suçun doğasını da dönüştürdü. Artık bir çocuğun istismarı için fiziksel temas gerekmiyor, bir kadının tehdit edilmesi için yüz yüze gelmek şart değil, bir yaşlının dolandırılması için kapısını çalmak gerekmiyor. Bir link, bir mesaj ya da sahte bir kimlik, suçun araçları hâline gelebiliyor.
Özellikle çocuklar açısından bakıldığında, dijital dünya sınırsız bir oyun alanı gibi görünse de aynı zamanda denetimsiz bir risk alanıdır. Sanal arkadaşlıklar, oyun içi iletişimler ve sosyal medya platformları, istismar, zorbalık ve manipülasyon için uygun zeminler oluşturabiliyor. Çocuk, karşısındaki kişinin kim olduğunu bilmeden duygusal bağ kurabiliyor ve bu bağ, suistimale açık hâle geliyor.
Kadınlar için ise dijital şiddet, fiziksel şiddetin bir uzantısı olarak karşımıza çıkıyor. Israrlı mesajlar, tehdit içerikli paylaşımlar, özel bilgilerin ifşası. Tüm bunlar kadının yaşam alanını daraltan, psikolojik güvenliğini zedeleyen unsurlar. Üstelik dijital şiddetin iz bırakmayan, görünmeyen bir tarafı var. Bu da mücadeleyi zorlaştırıyor.
Yaşlı bireyler ve dijital okuryazarlığı düşük olan........