menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avrupa’nın yol ayrımı: Şanghay bloğu yükselirken Almanya yeni düzenin lideri olabilir mi?

11 0
previous day

21.yüzyılın ilk çeyreği tamamlanırken dünya siyaseti artık geri dönülmez biçimde değişiyor. Uzun yıllar boyunca Amerika Birleşik Devletleri merkezli tek kutuplu düzenin hakim olduğu uluslararası sistem, bugün çok merkezli ve kırılgan bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu dönüşümün merkezinde ise iki büyük gelişme bulunuyor: Birincisi, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) çevresinde şekillenen Avrasya ekseninin ekonomik ve siyasi yükselişi; ikincisi ise Avrupa’nın kendi içinde yaşadığı liderlik boşluğu.

Bugün Avrupa Birliği ekonomik olarak hâlâ dünyanın en büyük güçlerinden biri olsa da siyasi birlik, enerji güvenliği, savunma politikaları ve sanayi rekabeti açısından ciddi bir kırılma döneminden geçiyor. Tam da bu noktada gözler doğal olarak Almanya’ya çevriliyor. Çünkü Avrupa’da hem ekonomik kapasiteye hem sanayi altyapısına hem de diplomatik ağırlığa sahip tek ülke hâlâ Almanya’dır. Sorulması gereken soru şudur: Almanya, yeni dünya düzenine uygun yeni bir Avrupa modeli kurabilir mi?

Öncelikle Şanghay İşbirliği Örgütü’nün son yıllardaki yükselişine bakmak gerekiyor. Çin ve Rusya öncülüğünde kurulan bu yapı başlangıçta güvenlik merkezli bir iş birliği platformu olarak görülüyordu. Ancak bugün tablo çok farklıdır. Çin, Hindistan, Rusya, Pakistan, İran ve Orta Asya ülkelerinin bulunduğu bu yapı artık yalnızca askeri veya diplomatik bir birlik değil; aynı zamanda devasa bir ekonomik alan oluşturmaktadır.

ŞİÖ ülkeleri dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ından fazlasını temsil ediyor. Enerji kaynakları, üretim kapasitesi, nadir element rezervleri ve lojistik koridorları açısından bakıldığında ise Batı merkezli ekonomik düzene ciddi bir alternatif oluşturuyorlar. Özellikle Çin’in Kuşak ve Yol Projesi ile Orta Asya’dan Avrupa’ya uzanan yeni ticaret ağları kurması, küresel ticaretin yönünü değiştirmeye başladı.

Avrupa burada çok kritik bir ikilemle karşı karşıya kaldı. Bir tarafta Amerika ile stratejik ortaklık ve NATO güvenliği; diğer tarafta ise Çin ve Avrasya pazarıyla ekonomik bağımlılık bulunuyor. Özellikle Almanya bu ikilemi en sert hisseden ülke konumunda.

Çünkü Alman ekonomisinin temel gücü ihracata dayanıyor. Otomotiv, makine sanayi, kimya ve ileri teknoloji üretimi açısından Avrupa’nın motoru olan Almanya, uzun yıllar ucuz Rus........

© Milat