We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

ABD ve Hegemon devlet anlayışı

6 0 0
12.05.2022

Amerika Birleşik Devletleri, 20. yüzyılın başlarından, yani ABD'nin sömürgeci bir güç olmaya ve eski dünyanın işlerine karışmaya başladığı dönemden itibaren, başta Ortadoğu olmak üzere dünya jeopolitiği ile yakından ilgilenmektedir. Ancak asıl ilgisi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Batı dünyasının lideri olarak, aynı zamanda dünya lideri de olduğunu ilan ettiği dönemde gelişti.

1.Dünya Savaşı bittiğinde ABD, dünyanın en güçlü devleti ve nükleer silahlara sahip tek ülkesi idi. Hem askeri ve siyasi hem de ekonomik bakımdan rakipsiz durumdaydı.

1980'lerin sonlarında meydana gelen gelişmelerle Doğu Bloğunun yıkılıp, Sovyetler Birliği'nin dağılması ve neticede iki kutuplu Dünya sisteminin ortadan kalkması, ABD'nin Soğuk Savaşı kazanması olarak algılandı.

Ancak, Fukuyama'nın, iddia ettiği gibi, ne tarihin ve Dünyanın sonu geldi ne de askeri ve savunma harcamalarında bir azalma görüldü. Bilakis, ABD'nin Soğuk Savaş dönemindeki belirgin dış politika anlayışı, yerini, belirsiz ve istikrarsız bir dış politika eğilimine bıraktı.

Hemen arkasından, “Yeni Dünya Düzeni” iddiası ortaya atıldı. Bu yeni Dünya düzeni, ta mamen Amerikan yapımı bir Dünya düzeni idi, sözde barışı ve istikrarı sağlayacaktı. Bir PaxAmerikan beklentisi vardı, ancak gerçekleşmedi.

Yeni Dünya düzeninin oluşturulmasının, sancısız olamayacağı anlaşıldığında ise, yeni “ötekilerin” bulunması ve gerekirse yeni cephelerin açılması........

© Milat


Get it on Google Play