Vazgeçilmeyenlerden misiniz?
İnsan kendisini aynada görmek istemez. İnsanın kendiyle yüzleşmesi bazen ağır gelir ruha. Ki ayna yalan söylemez. Kusurları gizlemez, eksikleri süslü göstermez, görünen neyse onu yansıtır. Aynalarda filtre yoktur. İşte bu yüzden bazı insanlar aynaya bakmak yerine onu kırmayı tercih ederler. Kendilerinde eksik olanı görmek yerine karşılarındaki mükemmelliği değersizleştirmeye çalışırlar. Çünkü başkasının başarısı, kendi kusurlarının sessiz bir hatırlatıcısıdır.
Üniversiteyi kazandığım yıllarda mahalle arkadaşlarımdan bazıları benimle, “Sen okumaya devam mı edeceksin?”, “Profesör mü olacaksın?”, “Öğretmen olup ders mi anlatacaksın?” gibi sözlerle alay ederdi. O günlerde tuhaf bir şekilde bu mahalle baskısı altında ezilirdim. Bu mahalle baskısı o dönemlerde görünmez duvar örüyordu etrafıma ve ben de kitapların bana gösterdiği dünyada yaşamaya çalışıyordum.
Fakat yıllar sonra fark ettim ki mesele benim okuyor olmam değildi. Onları rahatsız eden benim attığım adım değil, kendilerinin atamadığı adımmış. Çünkü insanı başkasının ışığı değil, kendi karanlığı ürkütür. Bu karanlıkta yaşarken de başkasının saçtığı ışıktan gözleri kamaşır ve rahatsız olur. Başkasının gayreti, kendi tembelliğini; başkasının istikameti, kendi savruluşunu; başkasının başarısı, kendi........
