Sorumluluk ve hesap
“Anlatacağım konulardan sorumlusunuz; bunlar sınavda karşınıza çıkacak.” Bir öğretmenin bu cümlesi, sınıftaki havayı bir anda değiştirebilir. Birkaç dakika öncesine kadar sınıftan ve dersten kendini soyutlamış öğrenci dahi hemen pürdikkat kesilip anlatılacak konuyu dinlemeye koyulur. Çünkü artık dinleyeceği şey bir bilgi olmaktan çıkmış, sorumlu olacağı bir duruma dönüşmüştür.
İnsan gariptir... Sorumluluklarının farkındadır, ancak çoğu zaman bunu duymazdan gelir. Bazen birinin uyarmasını, bazen bir işaret görmeyi bekler. Hz. Ömer’in kendisine her gün ölümü hatırlatması için görevlendirdiği adamın hikâyesi misali, sorumluluk duygusunun bir şekilde hatırlatılmasını bekler insan.
Kur'an'ın her ayeti, peygamberlerin her sözü, vicdanın her sızısı ve ölümün her hatırlanması aslında her an sorumlu olduğumuzun işaretleridir. İnsanın en büyük yanılgısı da burada başlar. Hesabı uzak zanneder. Oysa hesap, insanın öldüğü gün değil; uyandığı her sabah yeniden başlar.
Sorumluluk, insan olmanın bedelidir. Sorumluluk sahibi olmayı biz seçtik. “Biz, sorumluluğu (emaneti) göklere, yere, dağlara verdik de onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korktular; onu insan yüklendi.” (Ahzab Suresi, 72. Ayet)
Emaneti yüklenen insana da Rabbimiz, akıl verdi, irade verdi, tercih hakkı verdi, yeryüzünü emanet etti. Fakat hiçbir nimet, sorumluluktan bağımsız değildir. Ayrıcalık arttıkça hesap da zorlaşır. Varlığın imtihanı yokluğun imtihanından daha........
