Yoldan Gelenin Hediyesi
Yoldan gelenin hediyesi kıymetli olur; velev ki küçük bir şey olsun. Yolun yorgunluğu vardır onda. Bir molada inilip alınmıştır. Bu yüzden bir değerdir; önem vermektir. Bir pişmaniye, bir lokum… Her zaman yenmiş olsa bile, yolcunun getirdiği hediyenin ağızda bıraktığı tat bambaşkadır.
Peki ya Hz. Peygamberimizin (sav) Miraç yolculuğundan getirdiği hediye?
O nasıl bir tattır, nasıl bir kıymettir?
Getirilen hediye, bizi insan eden namazdır. İçindeki teşehhüd ise yalnızca bireysel bir teşekkür değil; mevcudat namına Kâinatın Yaratıcısına sunulan külli bir şükürdür. Fıtratımıza konulan bütün nimetlerin takdimidir. İşte bu yönüyle Miraç’ın kapısı, bu şekilde bize de açıktır.
Namaz hediyesi, insanın ruhunda ve fıtratında bulunan iyiliğe ve nimete karşı teşekkür hissine en fıtrî ve en tatmin edici cevaptır. Biz namazla hem teşekkür etmeyi öğreniriz hem de nimet sahibinin nasıl razı edileceğini idrak ederiz. Namaz; ruhî ve kalbî külfeti hafifletir, huzuru yaşatır, vicdanî sorumluluğun ağırlığından kurtarır.
Böyle bir kurtarıcı hediye için, yeryüzünden Miraç’ın son noktası mesafeye kadar Allah’a sonsuz........
