Tesbih mi Laboratuvar mı? Ehli Sünnetin Cevabı: İkisi de
Beyin cerrahı Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın, ilmi birikimi, mesleki liyakati ve üretmeye yaptığı vurgularla takdiri hak eden bir isimdir. Bilime, araştırmaya ve pasifliğe karşı durmaya çağıran yönü kıymetlidir. Ancak bazı ifadeleri, niyet doğru olsa da, ehli sünnet ölçüsü açısından dikkatle ele alınmalıdır.
Son dönemde dile getirilen şu yaklaşım buna örnektir:
“Tesbihi bırakın, laboratuvara girin.”
Bu sözün arkasındaki niyet açıktır: Üretelim, araştıralım, Allah’ın ayetlerini yalnız kitapta değil, kâinatta da okuyalım. Bu çağrı doğrudur. Fakat kullanılan dil, farkında olmadan bir zıtlık kurmakta ve İslam’ın denge anlayışını zedeleme riski taşımaktadır. Çünkü İslam’da hakikatler birbirinin alternatifi değil, birbirinin tamamlayıcısıdır.
Keşke muhterem hocamız şöyle deseydi:
“Biz Müslümanlar hem tesbihimizi çekeceğiz, Allah’ı zikredeceğiz; hem de laboratuvarlarda yaptığımız deneylerin neticesinde imanımız artacak, hayretimiz çoğalacak ve yine ‘Sübhânallah’ diyeceğiz.”
İşte bu, iki kanatlı bir anlayıştır.
Biri olmadan diğeri eksik kalır.
Tesbihle çekilen “Sübhânallah” ile laboratuvarda söylenen “Allah’ım, Sen ne........
