We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Gecikmiş Mihriban…

12 42 0
09.02.2019

Yalancı ve kişiliksiz siyasetçilerin ortalığı toz duman etmesine, hepimizin canını sıkmasına ne yazayım diye düşünürken, arkadaşım “Ruhumda Sızı” Türküsünü dinlemem için bana attı. Önce onu dinledim, sonra Mihriban türküsüne denk geldim. Yeri gelmişken, Mihriban türküsü için, Allah’ın rahmetine kavuşmuş Abdurrahim Karakoç ve usta sanatçı Musa Eroğlu’na gönül dolusu teşekkürlerimi bir borç bilirim. Uzun süredir kaleme almayı düşündüğüm Mihriban yazısına vesile olan arkadaşıma da ayrıca teşekkürler… Gelelim Mihriban türküsünün bendeki anısına:

Çok sevdiğim, can dostum, Enver ağabeyime gitmek için, Beşiktaş’tan Üsküdar’a motora bindim. Hafif bir sis ve yağmur vardı. Boğaz bizden sorulur dercesine racon kesen motorun sesi ile karşıdaki ışıklara yaklaşıyorduk… Biz Üsküdar’a varmadan, oradan bir ses bize ulaşmış ve beni yerimde duramaz etmişti. Aman Allah’ım o ne güzel bir söz ve ne güzel bir nağme… Melodi güzel, sözler ise sallanarak gittiğimiz tekneye beni adeta çivilemişti. Şimdi sallanan İstanbul ve boğaz, ben ise kalakalmıştım... Türkünün beni mest eden duyduğum ilk kısmı ise şu idi.“Lambada titreyen alev üşüyor”

Tekne iskeleye yanaştı, ilk inen ben olmuştum, acelem vardı; türkü bitmeden çalınan yere varmalıydım. Ses bir büfeden geliyordu, yaklaşıp selam verdim ve sordum:

“ Kardeşim bu türkü yeni mi ve ismi nedir” Büfe çalışanı ketçapı sallayıp, sandviçe boca ederken:

“ Oooo!.. Sen yenimi duyuyorsun birader? Bu Mihriban türküsüdür, ortalığı yıkıyor!”

“ Valla ben yeni duydum! ” dedim.........

© Milat