Emperyalist Güçlere Açık Mektup

Bugün dünya, hakikati zamanında öğrenmemiş olmanın bedelini ödemektedir. Yanlış öğretilmiş doğrular, insanlığa pusula olamamış; bu nedenle bireyler ve toplumlar, inançtan siyasete, ekonomiden sanata kadar hemen her alanda yönünü şaşırmıştır. Yanlış referanslarla kurulan bir dünya düzeninin adalet üretmesi zaten mümkün değildir.

Eğer Batı’nın hakiki anlamda medenî bir yapı olmadığı gerçeği zamanında idrak edilebilseydi; eğer bu toplumlara kendi içimizden, sahici ve bağımsız düşünürler rehberlik edebilseydi, bugün gözümüzü başka coğrafyalara değil, İslam medeniyetinin adalet, haysiyet ve ölçü merkezli ufkuna çevirmiş olurduk. Zira medeniyet; teknik üstünlükten önce, ahlâkî bir seviye meselesidir.

Batı dünyasında, özellikle de onun küresel patronu konumundaki Amerika Birleşik Devletleri’nde, medeniyet çoğu zaman bir değer değil, bir söylem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu söylem; güçle desteklendiği sürece ayakta kalmakta, fakat gerçek sınav anlarında içinin boş olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.

Venezuela’da yaşanan son gelişmeler bu duruma çarpıcı bir örnektir. Bir devletin, başka bir egemen devletin liderini gece vakti, ailesiyle birlikte zor kullanarak kaçırması; gerekçesi ne olursa olsun, uluslararası hukukun, devlet egemenliğinin ve insan onurunun açık ihlalidir. Bu eylem, medeniyet iddiasıyla değil; güç merkezli tahakküm anlayışıyla açıklanabilir.

Oysa bizim tarihimizde, savaş hâlinde dahi ahlâkını muhafaza eden başka bir medeniyet tasavvuru vardır. Malazgirt’te Sultan Alparslan’ın, kendisiyle savaşmış Bizans komutanına gösterdiği muamele; galibiyetin intikamla değil, vakar ve adaletle taçlandırıldığı bir anlayışın sembolüdür. Kılıçlar çekilmiş, meydanlar dolmuş; fakat insanlık değeri ayakta tutulmuştur. Hakiki medeniyet tam olarak budur.

Venezuela’nın........

© Milat