Ah ki Yeniden Vuslat Olsa

2025 Ramazan’ına Medine’de girmiştik. Hem Ramazan’a kavuşmanın sevinci hem de Âlemlere Rahmet olan Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (S.A.V.) komşu olmanın heyecanı iç içeydi. Açlığı unutmuştuk, susuzluğu unutmuştuk. Gönlümüz, dünya yüklerinden sıyrılmış bir kuş gibi hafiflemişti. Selam verdikten sonra, ertesi gün aldığımız randevu ile Ravza’ya yöneldiğimizde içim içime sığmıyordu. “Cennet bahçesi” diye müjdelenen o mübarek mekânda namaza durduğumda zaman sanki donmuştu. Selam veriyor, yeniden başlıyordum. Bir daha selam veriyor, yine başlıyordum. Her selam bir vuslat, her kıyam bir şükür gibiydi. Son selamı verdiğimde bizim ekip dağılmıştı. Yanımda ata yurdumuzdan gelmiş Türk hacı kardeşleri görünce ayrı bir sevinç duydum. Bu kâinatın dört bir yanından kopup gelen ümmetin evlatları, aynı kalbin etrafında toplanmış gibiydik. Bu manzara karşısında şükür, adeta kelimelere sığmıyordu. Fakat bir görevli, fazla kaldığımı ima eden bir el işaretiyle çıkmamı istedi. Çıktım. Akşam teravihten sonra,........

© Milat