Nefesini hak yolunda tüketen gönül sultanı...

Bizim Yunus, “Ölen beden imiş, âşıklar ölmez” diyerek aşkın ihtişamlı mefkûresini sözün özüyle dillere ve gönüllere pelesenk eylemiş. İşte bu mefkûreyi anlamanın ötesinde hayatına düstur edinen bir Hak âşığının miras bıraktığı sayısız güzelliklerin eşiğindeyiz. Bu ilham verici güzelliklerin hatırlanmasına vesile olan bir evladın kelimelere döktüğü sitayiş yüklü cümlelerin vefa kokulu ifadelerle duaya dönüştüğü ibretlik hikâyenin özetiyle baş başayız.

Maksadımız; anlatılanları anlamak, anlamlar dünyasında kaybolmaktan ziyâde, “Pâdişâh-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş. / Bir velîye bende olmak cümleden âlâ imiş” diyerek azametten tevazuya hicret eden Yavuz Sultan Selim gibi akl-ı selimle hakikat perdesini aralayabilmek... İlim, bilim ve dâhi irfan kandili gibi gölgesine sığınanları aydınlatan Allah dostu, Hâtemü’l Enbiyâ varisinin huzur dağıtan ömrüne bende olan bir evladın özüne, sözüne, kelâm ve kalemine yansıyan 41 yıldır harlanan özlemini vuslat şuâsında seyre dalmak... Öyle bir vuslat ki hiç eskimeyen... Öyle bir sevgi ki hiç eksilmeyen... Öyle bir hasret ki Hazret’i Seydasıyla aşk makamında buluşturan...

Bizim kırık dökük ifadelerimiz mânâsız, anlamsız kalır Hazret Seyda’nın 41 yıllık hasretinin yanında... İşte bu sebeple dünyadan ukbâya göçen Şeyh Muhammed Nurullah hazretlerinin (kuddise sirruh) örnek hayatını sözü sözlerin en güzeliyle benzeyen Hazret Seyda’nın kelâm ve kalemine bırakalım...

Varlık âlemi, Yüce Yaratıcı’nın “Kün” emriyle hayat bulan muazzam bir şiirdir. Bu şiirin en zarif mısraları ise, kelâmını ameline kurban eden, nefesini Hak yolunda tüketen gönül sultanlarıdır. Vefatının 41’inci seneidevriyesinde Şeyh Muhammed Nurullah Seyda hazretlerini anmak, sadece bir takvim........

© Milat