Brüksel ve Delhi’nin zoraki nikahı
Brüksel ve Yeni Delhi arasında 27 Ocak 2026 tarihinde atılan imzalar ana akım medyanın pazarladığı gibi bir ticaret baharı olmaktan çok uzak bir noktada duruyor. Trump’ın Davos’ta estirdiği küstah rüzgarın Avrupa başkentlerinde yarattığı zatürre, bugün karşımıza 2 trilyon avroluk bir ekonomik alanı kapsayan acı bir reçete olarak çıkıyor.
Brüksel’in yıllardır insan hakları ve çevre standartları gibi steril maskeler arkasına saklanarak kapısında beklettiği Hindistan’a bir gecede sırılsıklam aşık olması, stratejik bir vizyondan ziyade düpedüz bir can havliyle kaçış sendromunu andırıyor.
Trump’ın okyanusun ötesinden fırlattığı gümrük sopası Brüksel’in camını indirdi. Şimdi o cam kırıkları ne yazık ki en çok Türk sanayicisinin ayağına batma tehlikesi taşıyor. Bu anlaşma küresel güç merkezinin Atlantik’ten Asya’ya kayışının ve Batı’nın Çin’den kaçarken Hindistan’a tutunma çabasının en tescilli belgesi sayılmalı. 2007 yılından beri bürokrasinin tozlu raflarında çürüyen bu dosyanın, yangından mal kaçırır gibi indirilip imzalanmasının altında yatan yegane sebep Washington’dan esen o vahşi ve korumacı fırtınadır.
Enerjide Rusya’dan kopup ABD’nin pahalı LNG’sine mahkum edilen, güvenlikte ise Beyaz Saray’ın iki dudağı arasına hapsolan o Koca Kıta şimdi ekonomik bekasını korumak adına 1,5 milyarlık dev bir pazarın insafına sığınmayı seçti. Brüksel’in stratejik özerklik adıyla pazarladığı bu durum aslında denize düşenin yılana sarılması vakasından ibaret kalıyor.
Alman otomotiv devleri şampanyalar patlatarak Hindistan pazarındaki 0’luk devasa gümrük duvarının yıkılmasını kutlarken Hindistan da karşılığında insan gücünü Avrupa’nın yaşlı damarlarına zerk etme hakkını cebine koydu. Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte ilk aşamada 250 bin araçlık bir kota üzerinden gümrüklerin seviyesine çekilmesi........
