…mış Gibi |
Henüz küçük bir çocukken başlıyoruz mış gibi yapmaya ve mış gibi yaşamaya. Mesela bir odun parçasını bacaklarımın arasına alıp at biniyormuş gibi yaptığımı hatırlıyorum. Bir bidon kapağını otomobil direksiyonu gibi çevirip otomobil sürüyormuş gibi yapmışlığım da var. Kız kardeşlerimin küçük yastıkları bebek gibi uyuttuğunu da anımsıyorum. Belki sizlerin de mış gibi olan çocukluk hatıralarınız vardır. Bunlar, bizi hayata hazırlayan güzel anılar ve deneyimlerdi. Fakat geçti ve gitti, unutuldu.
Belki de çocukluğundaki mış gibi yapma ve yaşama alışkanlığından olsa gerek, kimi insanlar; yetişkinlikte de mış gibi yapmaya ve mış gibi yaşamaya devam ediyorlar. Seviyormuş gibi görünüp sevmeyenler, koruyormuş gibi yapıp zarar verenler, inanıyormuş gibi davranıp inkâr edenler. Ve bugün, hayatımızdaki insanların gözyaşlarından ve tebessümlerinden emin olamıyoruz. Samimiyet, aramızdan eksilmiş ve hayattan çekilmiş gibi.
“Biliniyor bizim, mahsustan yaşadığımız” demişti o büyük şair. Her okuduğumda yüzümde bir tokat sıcaklığı hissi veren o dizeler. Artık ne kavgalarımız ne de sevgimiz, merhametimiz ya da kulluğumuz samimi bir tavır ve duygu içermiyor. Hayatın hangi sahnesine baksak orada maskeli........