Sekülerleşme yanılgıları (3)
Klasik sekülerleşme teorisinin geçerliliğini kaybettiği Türkiye’de sosyolog ve din sosyologlarınca da dile getirilmektedir. Beraberinde “eklektik” denilen sekülerleşme teorisinin daha açıklayıcı olduğu da genel kabul görmektedir. Esasen bu, Batı dışı entelijansiyanın Batı’yı takip etmesinden kaynaklanan bir durum olarak görünmektedir.
Peter L. Berger klasik sekülerleşme teorisinin önemli oranda zayıfladığını belirttikten sonra bu eklektik teoriye doğru yönelmektedir. Şu ifadeleri buna yöneliktir: “Çoğu bireyin deneyiminde sekülerlik ve din birbirine zıt değildir. Aksine her biri gerçekliğe belirli bir dikkat biçimine ait olarak bir arada varolurlar. Elbette, tamamen dindar ya da tamamen seküler olan bireyler mevcuttur… fakat bunlar dünya nüfusunun küçük bir azınlığını oluştururlar.” (Peter L. Berger, Modernliğin Birçok Sunağı, s. 93)
Aslında Berger’in geldiği ve savunduğu bu teoriyi (eklektik teori) Batı düşüncenin geçen yazılarımızda tartıştığımız mahiyeti dikkate alınmadan anlamak zor olur. Her şeyden önce Batı’da düalist bir dünya görüşünün varlığını tekrar hatırlatmalıyız. Temelde kutsal ve seküler ayrımından beslenen........
