Hegemonya, biyopolitika ve etiğin çöküşü
Epstein faciasını anlamak için “ahlaki sapma”, “bireysel suç” ya da “patolojik cinsellik” gibi kategorileri ve kavramları kullanmanın hiçbir katkısı yoktur. Bilakis bu kavramlar, Epstein faciasının sahici bir şekilde anlamamıza engel olmaktadır, çünkü bu kavramlar, tam da iktidarın arzuladığı şeyi yapmaktadır: yapısal olanı istisnaya indirger. Oysa Epstein, modern iktidarın hem biyopolitik hem hegemonik işleyişinin kristalleştiği bir düğüm noktasıdır. Epstein düğümünü çözmeden küresel sistemin yapısındaki hegemonyayı ve biyopolitikayı anlamak çok zordur.
Biyopolitika kavramı, iktidarın artık “öldürme” değil, yaşamı düzenleme üzerinden işlediğini ifade etmektedir. Modern iktidar bedeni yok etmez; onu işlevsel, erişilebilir ve yönetilebilir kılar. Epstein ağında bedenlerin gizlenmesi değil, lojistiğinin kurulması söz konusudur: ulaşım, mekân, süreklilik ve dokunulmazlık.
Burada cinsellik bastırılmaz; tam tersine optimize edilir. Ancak bu optimizasyon haz için değil, iktidarın sürekliliği içindir. Beden, hukuken canlıdır; fakat etik olarak askıya alınmıştır.Beden sistematik bir şekilde yönlendirilmekte ve yönetilmektedir: Şiddet görünmez, çünkü seçenekler önceden belirlenmiştir.
Gramsci,, bu biyopolitik düzenin toplumsal olarak nasıl kabul edilebilir hâle geldiğini anlamıza yardımcı olmaktadır. Epstein sistemi zorla değil, rıza üreterek işlemektedirr. “Özgürlük”,........
