We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Orucun anahtarı infak

11 3 2
wednesday

Sabır ve kanaatin ihlasıyla olgunlaşan oruçlu, kendi varoluşunu gerçekleştirmektedir. Allah için bedenî ve ruhî bir inziva yaşayan oruç sahibi, hayatın kendisinden ibaret olmadığının da bilincindedir. Müslümanı olgunlaştıran oruç, başkalarını düşünme melekesini geliştirir ve kişiyi hassaslaştırır. Böylece varlık âleminde ‘hoş görülecek’ yaratılmışların varlığını hatırlar. Yaratan’ın, muhtaç olarak yarattığı varlık insan, başkalarıyla ihtiyacı olanı gidermeye çalışır. Bu anlamda muhtaç olmayan tek varlık el-“Ğaniyy Allah’tır. Hiçbir şeye muhtaç olmayan ancak her şeyin ve herkesin her zaman her şeye muhtaç olduğu Allah, insanlara sonsuz ve sınırsız bahşeden, ikram eden, inayet sahibi Yüce Varlık’tır. O, es-Samed’dir (Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan), er-Rezzâk’tır (Rızık Verici), el-Muğni’dir (İhtiyaç Gideren).

Hakk’ın rızası kazanmak için tutulan oruç ve bulunduğu ramazan ayı, tam bir infak ayı, yani muhtaçların ihtiyaçlarını gidermek için ilahî bir hediyedir, fırsattır. Yardımlaşma, dayanışma, dertleşme ayı ramazan, orucun anahtarı infakın en çok yapıldığı aydır. Orucun anahtarı infak; dağıtmak, paylaşmak ve üleşmektir. İnfak, nefsini ve benliğini kutsayan narsist ve egoist tavırları reddetmektir. Kendisini başkasının yerine koyup, onu düşünmektir. Diğerkâm olmaktır. Kültür ve geleneğimizin önemli bir unsuru olan infak, daha ileri paylaşımların girizgahıdır. İnfakın ötesinde diğerkâmlık ve onun da ötesinde ‘îsâr’ bulunmaktadır.

Diğerkâmlık, ‘başkalarının yararını da kendi yararı kadar gözetmek’tir. Yine diğerkamlık, ‘diğer insanlara maddî veya manevî kişisel çıkar gözetmeksizin yararlı olmaya çalışmak ve bencillik karşıtı hareketlerde bulunmak’tır. Îsâr’a gelince, o da kendisinin ihtiyacı olduğu şeyi muhtaç olana vermektir. Yani başkalarını kendine tercih etmektir.

Yardım, iyilik ve hayır oruçla daha bir güzel ve bereketlidir. Bereketi en güzel, infak tarif eder. Mal ve servet vermekle artar, ziyadeleşir, başka gönüller inşa eder. Umutsuz ve solgun yüzleri, infak neşelendirir, güldürür, sevindirir. Hayata tutunmayı sağlar, ümitsizlik ve yeisin çaresizliğinden kurtarır. Vereni yüceltir, ona malın ve mülkün gerçek Sahibi’ni hatırlatır. Malik olduklarının birer emanet olduğunu aklına getirir. Alan muhtacı ise rahatlatır, yaşama bağlar. İhtiyaç sahibine de Rızık Vereni düşündürür.

Mutlu ve huzurlu erdemli bir cemiyet, infakla paylaşmakla kurulur. Zenginlik ve servetin belirli ellerde toplanması, toplumun dengesini bozar. Fitne, suç ve şerrin insanlar arasında yaygınlaşmasına sebebiyet verir.

Nitekim oruç demek, vermek ve dağıtmak demektir. Oruç, beraberinde fitre, sadaka ve zekatla bereketlenir. Verilenler, koruyucu kaleler gibi, ruhları ve bedenleri muhafaza eder. Şeytan ve hazlar, verenlerin paylaştıkları karşısında varlık gösteremezler. Böylece oruç tutan, dinamik bir beden ve ruh sahibi olur. Zorluklara karşı ferdî çabanın mükâfatı, iki alemin nimetleri olarak sahiplerine ulaşır. Ona tâlip olanlar, savmın ve infakın fâilleridir.

‘İhtiyaçtan artakalanı’, muhtacındır. Fazlası, senin değildir. Emanet olarak sana bahşedilmiş olandır. Gerçek sahibi gelene kadar ona malik olabilirsin. Ancak belirli bir süre için onu temlik edebilirsin. Sahip olanın üzerinden bir yıl geçince, genellikle (tercihen) ramazandan ramazana verilen zekât akla gelir.

Bela ve musibetlerden koruyucu olan fitre, bir başka ifadeyle fıtır sadakası (sadaka-i fıtır), yaratılmanın şükrüdür. Bayrama ulaşmanın sevincidir, mükâfatıdır. Ramazan ayına yetişen oruçlu veya oruçsuz........

© Milat


Get it on Google Play