Kârûn’un Aynasında Günümüz Zenginleri

“Kârûn, Mûsâ’nın kavmindendi. Fakat onlara karşı azgınlık etti…” diye başlar Kur’an (Kasas, 28/76). Bu ifade, sadece tarihsel bir şahsiyeti anlatmaz; servetin insanı nasıl körleştirebileceğini, nimetin şükür yerine şımarıklığa dönüştüğünde nasıl bir felakete evrildiğini anlatan ilahi bir ikazdır. Kârûn, malı kendinden bilmişti. Gücünü Allah’a değil, kasalarına; bereketi duaya değil, anahtarları zor taşınan hazinelerine bağlamıştı. Ve sonunda yer, onu ve servetini yuttu.

Bugün Kârûn’un adı değişti; ama zihniyeti hâlâ aramızda. Gökdelenlerin tepesinde oturup aşağıdaki açlığı görmeyenler, sofraları israfla donatıp komşusunun çocuğunun yatağa aç girdiğinden habersiz olanlar, zekâtı “lütuf”, infakı “gereksiz fedakârlık” sayanlar… Hepsi Kârûn’un mirasını taşımaktadır. Oysa Kur’an açıkça uyarır: “Allah’ın sana verdiğinden ahiret yurdunu kazanmaya bak; dünyadan da........

© Milat