menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Irak'ın son perdesi

13 0
21.09.2026

ABD'nin Irak'taki askerî varlığı biçim değiştirirken asıl mücadele şimdi başlıyor: İran bağlantılı milislerin geleceği, IŞİD tehdidi ve Washington'ın dolar üzerinden kurduğu baskı Irak'ı yeni bir hesaplaşmanın merkezine taşıyor. Washington'ın çekilmesinden daha önemli olan, onun bıraktığı boşluğu kimin dolduracağıdır. Çünkü Irak tarihinin değişmeyen kuralı şudur: Bağdat'ta boş bırakılan hiçbir güç alanı uzun süre boş kalmaz.

Irak'ı hâlâ 2003 işgali, Saddam Hüseyin'in devrilmesi, Ebu Gureyb, Felluce veya IŞİD'in Musul'u ele geçirmesi üzerinden okumaya çalışanların temel problemi, tarihin gerisinden konuşmalarıdır. Irak meselesi artık Amerikan işgalinin bilançosundan ibaret değildir. Bugün karşımızdaki mesele, ABD'nin yirmi üç yıl önce bozduğu Irak düzenini hangi yeni güvenlik mimarisi içinde terk edeceği ve arkasında nasıl bir devlet bırakacağıdır. Daha açık söyleyelim: Washington askerî ağırlığını yeniden düzenlerken Irak'taki İran nüfuzunun, silahlı Şii yapıların, IŞİD tehdidinin ve dolar sisteminin aynı anda yeniden tanımlandığı bir döneme giriyoruz. Bu nedenle önümüzdeki Irak krizi bir Amerikan çekilme hikâyesinden çok daha büyük olacaktır.

Amerika'nın Irak'taki sicilini yeniden anlatmaya gerek yok. 2003'te Baas devlet mekanizmasının dağıtılması ve Irak ordusunun tasfiyesi, ülkenin güvenlik mimarisinde bugün dahi kapanmamış bir boşluk yarattı. Fakat Washington'ın stratejik başarısızlığı bununla sınırlı değildi. ABD, Saddam sonrası Irak'ı İran'ın nüfuz alanından çıkarmak isterken ortaya çıkan siyasal düzen tam tersine Tahran'ın Irak devlet yapısı içindeki etkisini genişletebileceği bir ortam yarattı. Böylece Amerika bir taraftan Irak'a yüz milyarlarca dolar harcarken, diğer taraftan İran'a kendi sınırlarının hemen ötesinde muazzam bir stratejik derinlik kazandırdı. Bugün Washington'ın çözmeye çalıştığı düğümün önemli bir bölümü, aslında kendi elleriyle bağladığı bu düğümdür.

AMERİKA'NIN BIRAKTIĞI ENKAZ

Fakat artık oyun değişiyor. ABD ile Irak'ın 2024'te açıkladığı takvim iki aşamalıydı. Koalisyonun Irak'taki askerî misyonunun ilk safhası Eylül 2025'te sona erecek, ardından Irak üzerinden kuzeydoğu Suriye'deki IŞİD tehdidine karşı yürütülen faaliyetlerin ikinci safhası en az Eylül 2026'ya kadar devam edecekti. Washington aynı açıklamalarda “Irak'tan çıkıyoruz” demedi; tam tersine uzun vadeli ikili güvenlik ortaklığına geçildiğini söyledi. Eğitim, danışmanlık, silah sistemleri ve terörle mücadele işbirliğinin sürdürülmesi öngörüldü. Dolayısıyla 30 Eylül 2026'yı yalnızca bir “Amerikan çekilme günü” olarak okumak ciddi bir analitik hata olur. O tarih daha ziyade Irak'ın Amerikan askerî mimarisindeki işlevinin yeniden tanımlandığı eşiklerden biridir.

Asıl büyük mesele ise Amerikan askerinin hangi üsten ayrılacağı değildir. Silahlı Iraklı grupların bundan sonra ne yapacağıdır. Reuters'ın 9 Eylül tarihli araştırmasına göre Bağdat yönetiminin İran bağlantılı Şii milisleri silahsızlandırma girişimi ciddi dirençle karşılaşıyor. Özellikle Kataib Hizbullah gibi yapılar, Amerikan askerî varlığının tamamen sona ermesini ve Washington'ın Irak üzerindeki siyasi ve ekonomik etkisinin de azaltılmasını şart koşuyor. Reuters'ın aktardığı tahminlere göre İran eksenli silahlı yapıların toplam kapasitesi yaklaşık 50 bin savaşçıya ulaşabiliyor ve bunların artık yalnız silahlı teşkilatlar değil, ekonomik ve siyasi çıkar ağlarına sahip aktörler olduğu görülüyor.

Burada meselenin özüne geliyoruz. Bir milis örgütünü silahsızlandırmak, birkaç depodaki Kalaşnikofları devlete teslim ettirmek değildir. Eğer bir silahlı yapı parlamentoda temsil ediliyor, kamu kurumlarına nüfuz etmiş, şirketlere sahip, sınır kapıları ve ticari ağlar üzerinde etkili, binlerce silahlı mensubu bulunan paralel bir iktidar mekanizmasına dönüşmüşse mesele artık yalnızca güvenlik değildir. Devlet egemenliği meselesidir. Bağdat'ın önündeki soru budur: Irak'ta nihai silah kullanma yetkisi devlete mi ait olacaktır, yoksa devletin yanında devletten bağımsız silahlı egemenlik alanları yaşamaya devam mı edecektir?

WASHINGTON GİDİYOR, PEKİ KİM KALIYOR?

Tam burada Irak muhalefeti yeniden önem kazanıyor. Çünkü Washington'ın yıllardır göz ardı ettiği temel gerçeklerden biri, İran'a karşı Irak içinde sürdürülebilir bir siyasi alternatif oluşturmanın askerî üs kurmaktan çok daha zor olduğudur. İran'ın Irak'taki nüfuzu yalnız Devrim Muhafızları'nın uzantılarıyla açıklanamaz. Tahran yıllar boyunca parti, dinî ağ, ticaret, enerji, sınır ekonomisi ve silahlı yapıların birbirine bağlandığı çok katmanlı bir sistem kurdu. Dolayısıyla bu düzeni birkaç Amerikan taburuyla değiştirmek mümkün değildir. Washington'ın bugün ihtiyaç duyduğu şey,........

© Milat