Sohbet Mahfillerinden Bilgi Toplumuna |
Son zamanlarda sayıları giderek artan sohbet meclisleri, toplumumuzun ilim ve irfanla donatılmasına vesile oluyor.
Tahsil için İstanbul’a geldiğim yıllarda dikkatimi çeken sohbet meclislerini, fakültedeki hocalarımız da sıklıkla bize tavsiye ediyorlardı. Bu teşvikler neticesinde başta Türk Edebiyatı Vakfı, İstanbul Fetih Cemiyeti, Kubbealtı Vakfı ve Aydınlar Ocağı gibi müesseselerin sohbetlerine devam etmeye başladım. Bazen tek bazen de arkadaşlarla gidiyordum bu toplantılara. Hatip olarak davet edilen kişiler tanınan, bilinen ve sevilen yazarlar, aydınlar, sanatkârlardı. Aradan neredeyse yarım asır geçti. Herkese açık olan ve âdeta birer eğitim yuvası mesabesindeki bu mahfiller, hizmetlerine büyük ölçüde bugün de aynı şevkle devam ediyor. Şüphesiz dinleme kültürüne aşina olanlar da katıldıkları bu toplantılardan donanarak ve istifade ederek ayrılıyorlar. Bazen sorular da yöneltiyorlar konuşmacılara. Zihinlerini işgal eden suallerin cevaplarını alıyorlar. Bazen de katkıda bulunuyorlar konunun daha iyi anlaşılabilmesi için. Velhasıl sohbet meclisleri faydalı, feyizli ve bereketli bir şekilde İstanbul’da ve diğer birçok şehrimizde aksamadan devam ediyor. Şükürler olsun.
İSTANBUL SOHBETLERİ
Bir sohbeti, toplantıyı başlatmak kolay. Önemli olan onu sürekli kılmak, seviyeyi koruyarak sürdürülebilir hâle getirmektir. Bu konuda TEDEV’in “Çarşamba Sohbetleri” ile Kubbealtı’ndaki “Cumartesi Sohbetleri” neredeyse yarım yüzyıldır aralıksız devam ediyor. Şüphesiz bu çok güzel bir hâl. Aynı geleneği devam ettiren kuruluşlardan biri de Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’dir. ESKADER de 17 yıldır “Bâbıâli Sohbetleri”nin kapılarını meraklılarına açık tutuyor. “Eyüpsultan’ın Ebedî Sakinleri”, 80’nci toplantısına geldi. “Fatih’in Ebedî Sakinleri” programları bir senedir istikrarla yapılıyor. Keza Gaziantep ve Sakarya’daki toplantılar da bu minval üzere yürüyor. Yeni başlayan ve üçüncü toplantısını bugün gerçekleştirecek olan “Üsküdar’ın Ebedî Sakinleri” toplantılarının da uzun süre devam edeceğine inanıyorum. Zira Üsküdar’da da kültüre, sanata, edebiyata ve medeniyete gönüllerinde yer açan pek çok kıymetli insanımız var. Bütün bunlardan bahsederken, Cerrahpaşa’nın sembol mabetlerinden Hekimoğlu Ali Paşa Camii’nin medresesinde kurulan Hekimoğlu Ali Paşa Kültür Merkezi’nde, yıllardır devam eden “İstanbul Sohbetleri”ni unutamayız elbette.
OSMANLI’DA “KULAK MOLLALIĞI”
Cuma günü bu toplantıların 50’ncisi gerçekleşti. Yazar Mustafa Gül hem hayatını, hem de fikirlerini anlattı, yayımlanmış eserlerinden bahsetti. Seçkin bir dinleyici kitlesi yazarımızı dikkatle takip etti. Mustafa Gül, kendisine yöneltilen sorulara cevap verdi. Ben bu tür toplantıların çok faydalı olduğuna inanıyorum. Zira bu konuda en büyük örneğimiz, Kâinatın Efendisi Peygamber Efendimizdir. O da Asr-ı Saadet’te sahabeleriyle buluşup sohbetler etmiştir. Pek çok hadis-i şerif, bu sohbetler esnasında sahabeler tarafından kaydedilmiş, not alınmış, rivayet edilmiş ve günümüze kadar gelmiştir. İlmî, dinî ve edebî sohbetler, tarih boyunca süregelmiştir. İslam âlimleri ve mutasavvıflar çevrelerindeki insanlara bildiklerini anlatmış, heybelerinin içini göstermişlerdir. Camiler, medreseler, tekkeler ve dergâhlar bu feyizli sohbetlerle, muhabbetlerle nurlanmıştır. Böylece Osmanlı’da “kulak mollalığı” denilen bir tabir yaygınlaşmıştır. Yani tahsil görmediği hâlde, sohbetleri dinleyerek bilgi ve birikim sahibi olanlara verilen bir sıfat bu. Elverir ki başta İstanbul olmak üzere Ankara, Bursa, Konya, Gaziantep, Sakarya, Kahramanmaraş, Erzurum ve diğer şehirlerimizde yapılan bu kabil toplantılar, yaygınlaşsın ve bütün vatana yayılsın. Eski bir deyimi unutamıyorum: “Gayemiz........