menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kendi Gök Kubbemiz

25 0
12.04.2026

Büyük medeniyetlerin kurucu sanatkârları vardır. Yahya Kemal Beyatlı da, 20. Yüzyıl’da yaşamış mütefekkir sanatkârlarımızdandır.

Barbar İsrail ve suç ortağı ABD, dünyanın gözü önünde başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere Filistin, Lübnan ve İran’da masum sivilleri katletmeye devam ediyor. Bu terörü gerçekleştiren suç şebekesi, vicdanlı bütün insanların nefretini üzerine çekiyor. Siyonist İsrail, barış masasının kurulduğu gün bile 357 Beyrutlu Müslümanı alçakça katletti. Cinayetleri küstahça işleyenler, bunun hesabını eninde sonunda mutlaka verecek. Masumların ahı elbette tutacak; mazlumların kanları yerde kalmayacak. Bu hazin manzaraları gördükçe bizim ne kadar büyük medeniyetler kurduğumuzu bir kere hatırlıyor, ecdadımıza olan hürmet ve muhabbetimiz artıyor. 634 yıl ayakta duran ve üç kıtada hüküm süren büyük Osmanlı Devleti, gittiği yerlere medeniyet götürmüş, bayındırlık hizmetleri yapmış, fethettiği topraklarda yaşayan farklı dinlere mensup insanlara din ve vicdan hürriyeti imkânını sağlayarak gönüllerini kazanmıştır. Selçuklular ve diğer devletlerimiz de böyledir. Bu parlak medeniyetlerin kurucuları, inşa ettikleri devletleri ilim ve sanatla geliştirmiş, büyük sanatkârları ve allameleri yetiştirmiş, onları ihtimamla korumuşlardır.

Yahya Kemal, bizim 20. Yüzyılda yetiştirdiğimiz en büyük şair ve mütefekkirlerimizdendir. Şaheser şiirleriyle ve mana dolu sözleriyle toplumumuza yol gösterip yön vermiş, efsane hayatıyla abide şahsiyet olarak göz kamaştırmıştır. “Mısra benim haysiyetimdir.” diyen Beyatlı, şiire ve Türkçemize verdiği üstün değer sayesinde sanatkârlar, şairler için de numune-i imtisal olmuştur.

YAHYA KEMAL’İN BÜTÜN ŞİİRLERİ

Bugünlerde elimden düşmeyen bir eser var: Prof. Dr. Mehmet Samsakçı’nın büyük bir titizlikle hazırladığı, Vakıfbank Kültür Yayınları’nın İstanbul Fetih Cemiyeti ile birlikte yayımladığı Yahya Kemal Bütün Şiirleri. Büyük boy, 680 sayfalık eser, gözü ve gönlü okşayan kapağı ve mükemmel iç baskısıyla kütüphanelerin şimdiden nadir ve nadide bir kıymeti oldu. Üstadın bütün şiirlerinin toplandığı eserde, daha önce müstakil olarak İstanbul Fetih Cemiyeti tarafından neşredilmiş olan Kendi Gökkubbemiz, Eski Şiirin Rüzgârıyle ile Rubâîler ve Hayyam Rubâîlerini Türkçe Söyleyiş isimli üç kitabı bir araya getirilmiş bulunuyor. Bu ‘eleştirel basım’ın, iyi şairlerin külliyatını ellerinden ve evlerinden eksik etmeyen edebiyatseverlerin kütüphanelerini süsleyeceğini biliyorum. Girişte, şairimizin romantik bir fotoğrafı ile birlikte şu mısralarını okuyoruz: “Yâ Rab ne müsâvatı ne hürriyeti ver/Hattâ ne o yoldan gelecek şöhreti ver/Hep neşve veren aşkı terennüm dilerim/Yâ Rab bana bir ses yaratan kudreti ver” Mehmet Samsakçı’nın “kitap hakkında”ki yazısında, Yahya Kemal’in “Türk şiirinin vazgeçilmez bir ‘realite’si olduğu vurgulanıyor. “Döndüm bütün bütün vatanın kâinatına” diyen şairimizin gerek şiirlerinde gerekse nesirlerinde bizim sesimiz duyulur, nefesimiz hissedilir, fikirlerimiz kanatlanır. Eserin yeniden neşrinin serencamını anlatan Samsakçı, şairin bazı şiirlerini 40 yıl gibi uzun sürede tamamladığına dikkatimizi çekerek onun fevkalâde hassasiyetini ve dile olduğu gibi şiire de ‘vehmi’ bulunduğunu hatırlatır.

40 YIL BEKLENEN KİTAP

Her üç şiir kitabının başında hocamızın mufassal........

© Milat