Dergilerde Vefa Rüzgârı Esiyor

Dergileri çok seviyorum. Çünkü büyük çilelerle, uykusuz geceler sonucunda vücut bulan dergilerimiz, geleceğe bırakacağımız en önemli kültür taşıyıcılarıdır. Kitaplar ve dergiler iki ana kolda yürürken dünkü nesilleri bugünle, bugünkü kuşakları da yarında buluşturuyor. Her bir dergi bir irfan köprüsüdür. Keşke kurumlar mecmualara daha çok sahip çıksa. Dergilerimizin eskiden olduğu gibi sadık okuyucuları çoğalsa. Elbette her ayı sabırsızlıkla bekleyen dergi takipçileri var ama acaba bu yeterli mi? Keşke medyanın bütün kolları, dergilerle daha çok ilgilense her sayılarını ekranda, radyoda, gazete köşesinde tanıtsa. Bu temennilerimi belirterek en azından üstümüze düşen görevi yapmaya çalışayım. Dostlarımın yollama lütfunda bulunduğu kıymetli dergileri gelir gelmez açar okur, incelerim. Notlar alır, tanıtacağım gün için bir kenarda biriktiririm. Onlara baktıkça bir tebessüm yayılır yüzüme. Çünkü kapaklarından başlayarak büyük hassasiyet ve titizlikle hazırlanıyorlar. Allanıp pullanıp nazlı ve nazenin okuyucunun önüne çıkarılıyorlar. Ondan sonra yeni sayıların telaşı kaplar editörleri, müdürleri ve genel yayın yönetmenlerini. Sözü uzatmadan dergilerimizin son sayılarına bakalım:

ATSIZ MECMUA

Son yıllarda eski bazı önemli ve etkili dergilerin tıpkıbasımlarının yapılması, büyük bir hizmet. Geçmişte nesilleri etkilemiş, kök salmış, toplumda güçlü ve derin izler bırakmış mecmuaların yeni nesillerle buluşturulması, inanıyorum ki kültürel kopukluğu giderecektir. Zira herkes eski dergileri gidip kütüphanelerde araştırıp bulamaz. Lakin akademik çalışma yapanlar ile araştırmacılar, kudemanın çıkardığı bu mecmualarla temas kurabiliyor. Geniş kesimler ise ancak yayıncıların gayret gösterip eski dergilerin tıpkıbasımlarını yapınca bu bağlantı yeniden sağlanabiliyor. Nihal Atsız’ın yönetiminde çıkan Atsız Mecmua’sının 17 nüshası toplu olarak Ötüken Neşriyat tarafından meraklılarına sunuluyor. Ozan Karabulak’ın “Atsız Mecmua Üzerine” başlıklı tafsilatlı giriş yazısı, konuyu daha iyi kavramak isteyenler için çok faydalı ve gerekli. Yazar burada Hüseyin Nihâl Atsız’nın hayatını, muhitini, yol arkadaşlarını, fikir dünyasını, yazarlığını ve tarihçiliğini, mecmuacılık serüvenini detaylı biçimde ele alıyor. Düşünce dünyamızın bu öncü ve güçlü sesine dair kaleme alınmış önemli bir araştırma yazısı Ozan Karabulak’ınki. Derginin bütün kapaklarında başını hilâle yaslamış olan aynı bozkurdun resmi. Üstte ise her sayıda farklı bir slogan, özlü söz veya veciz bir ifade. Şairler, yazarlar, ilim ve fikir adamlarının makaleleri, denemeleri, şiirleri, araştırma yazıları… Aşina olanlar da var, ilk defa isimlerine rastladıklarımız da… “Aylık Fikir Mecmuası” Atsız Mecmua’nın 1. Sayı 15 Mayıs 1931 tarihinde okuyucularıyla buluşmuş. 17. sayı ise 25 Eylül 1932 tarihini taşıyor. Eserin sonunda “Atsız Mecmua Fihristi” bulunuyor.

MUSTAFA RUHİ ŞİRİN VE ÇOCUK

Hece, özel sayıda öncü olan dergilerimizdendir. Neredeyse her sayısı hacimli bir kitap hâlinde çıkıyor ve okuyucuların ilgisiyle karşılaşıyor. Derginin 348. Sayısındaki dosya konusu çocuk edebiyatımıza büyük hizmetleri olan şair, yazar ve Çocuk Vakfı Başkanı Mustafa Ruhi Şirin’e dairdi. Dosyanın editörü Beyhan Kanter. Mustafa Ruhi Şirin ile “Yaşı Küçük Şiir ve Edebiyat” başlığıyla gerçekleştirilen söyleşide, ömrünü çocuklarımıza adamış bir edibimizin/aydınımızın düşünce ve sanat dünyasından derin izler buluyoruz. Ömrünün neredeyse yarım yüzyılını yavrularımıza hasreden bir fikir, dava ve sanat adamının hassasiyetlerini, rikkatini ve dikkatini burada gözlemleyebiliyoruz. Şirin’in özelde çocuk şiirine, genelde ise çocuk edebiyatına, çocuk yayıncılığına, ülkemizdeki ve yeryüzündeki bütün çocuklarla ilgili aktivitelerine dair yorulmak bilmeyen çabasını, dosyadaki kuşatıcı metinlerden görmek mümkün.

MUSTAFA KUTLU ÖZEL SAYISI

Hece’nin Ocak 2026 sayısı “Mustafa Kutlu Özel Sayısı” olarak 736 sayfa hâlinde günışığına çıktı. Kutlu şükürler olsun ki bugün Türkiye’nin en çok okunan yazarları arasında. Oldukça hacimli olan bu sayıdaki bütün yazılar Kutlu’ya dair. Yazarımızın edebiyat dünyası, eserleri ve bilhassa hikâyeciliği üzerinde duruluyor. “Düşünce Kökleri ve Dalları” ayrı bir başlık hâlinde. Yazarımıza dair yapılan soruşturmaya cevap verenler........

© Milat