We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bâbıâli'ye Hasret, Kitaplarla Sürüyor

1 0 0
25.09.2021

Türkiye’de gazetecilerin ilk göz ağrısı olan Bâbıâli’ye hasretimiz, yayımlanan yeni kitapları gördükçe devam ediyor. Bu eserler, matbuat dünyasının emektarlarını, geçmişe doğru hoş yolculuklara çıkarıyor.

Gözünü Bâbıâli’de açmış olan eski gazeteciler, Cağaloğlu semtine sevgiyle bakar. Orası bizim için bir semt olmanın ötesinde bir muhit, yaşayış biçimi hatta bütünüyle hayatın ta kendisidir. Bâbıâli, Türkiye’mizin kafası, ruhu ve kalbidir. Sadece bir semt adı değil, düşüncelerin meşheri, ideolojilerin pazarıdır. Osmanlı’da yönetimin merkezidir ama Cumhuriyet devrinde de önemini muhafaza etmiştir. Attilâ İlhan, “Türkiye’nin kalbi İstanbul’da, İstanbul’un kalbi Bâbıâli’de atar.” diyordu. Doğrudur, gazete binaları taşınsa da, yine gazetecilerin buluşma yeri, muhabbet mekânıdır burası. Eski kâğıt, matbaa ve gazete kokusunu özleyenler semte uğramadan duramaz. Onları artık gazete binaları değil turistik mağazaların, lokantaların ve otellerin beklediğini bilseler de eski aşina sokak ve caddeleri yine huzurla arşınlamaktan geri durmazlar.

Bâbıâli yollarında Namık Kemal’in heyecanını duyarsınız, Ahmet Midhat Efendi’nin heybetli bedenine eşlik eden bastonunun tıkırtılarını işitirsiniz. Çatalçeşme Sokağı’nın başında Abdullah Cevdet’in İçtihat’ındaki tartışmalara kulak kesilirsiniz, etrafta Süleyman Nazif’in nükteleri eşliğinde atılan kahkahalar çınlar. Devir geçer ve Reşat Nuri, Çalıkuşu romanı koltuğunun altında gazete idarehanelerini arşınlamaktadır. Peyami Safa ve Kemal Tahir polisiye romanlarının tefrikalarını yetiştirmektedir. Sonra Tarık Buğra’nın ilk hikâyesinin serencamı sürükler sizi. Necip Fazıl’ın aksiyon yüklü Büyük Doğu idarehanesini, Vecdi Bürün’ün daktilo sesleri kaplar. Bâbıâli aslında büyük bir müzedir. Gazetelerin temeli orada atılmıştır, yayınevlerinin mekânları hâlâ semtin gözde yeridir. Bir ara semtten uzaklaşan yayıncılar bu hasrete fazla dayanamadan geri döndü. Hatta sadece idare binalarıyla değil, kitap satış mağazalarıyla arzı endam ettiler. Artık bazı yayınevinin Cağaloğlu’nda dükkânı bulunuyor. Bu işyerlerinin vitrinlerini ürünlerin en güzeli olan kitaplar süslüyor. Bâbıâli şenliktir, güzellemedir, hafızadır. Bu tarihî semt mutlaka koruma altına alınmalıdır. Eski gazetelerin mekânları restore edilmeli, meşhur gazetecilerin isimleri duvarlara çakılmalıdır. Kalıcı çalışmaların yapılabilmesi için bu mahalde yıllardır hizmet veren kültür sanat mahfillerinin yöneticileriyle istişare edilmeli ve mühim projeler birlikte geliştirilmelidir.

BÂBIÂLİ’DE HAYAT

Bâbıâli’de artık gazeteler yok, az miktarda yayınevi var. Dolayısıyla eski aşina simaları çok sık göremiyorsunuz. Olsun, semt yerinde duruyor ya! O da bizim için bir züğürt tesellisi ama buna da eyvallah. Hiç olmazsa oraya gidildiğinde, geçmişte yaşananlar hatırlanabilir. Bâbıâli için bugüne kadar çok yazdım. Belki kurtarılır, sahip çıkılır diye muhtelif makamlara müracaatlarda bulundum. Ama olmadı, olamadı. Semt, makûs talihini bir türlü yenemedi. Şimdi büyük ölçüde turistik bir bölge olarak hayatiyetini sürdürüyor. Aralarında Ahmet Kabaklı, Ergun Göze, Vecdi Bürün, İsmet Bozdağ, Altan Deliorman, Osman Akkuşak, Ziyad Ebuzziya, Vehip Sinan, Yalçın Toker ve Ünal Sakman gibi üstatların da bulunduğu........

© Milat


Get it on Google Play