Millî Bilinçten Millî Birliğe

Epstein belgelerinin küresel ölçekteki ahlâkî çürümüşlüğü bir kez daha gözler önüne serdiği, ABD–İran arasında yeni bir savaş riskinin konuşulduğu, İsrail saldırganlığının devam ettiği ve Suriye’deki gelişmelerin sıcaklığını koruduğu bir dönemden geçiyoruz. Bütün bu önemli gelişmelere rağmen, bu hafta “Millî bilinçten millî birliğe” başlığını seçtik. Zira küresel karmaşa arttıkça ayakta kalanlar, silahı güçlü olanlar değil; hafızası diri, iradesi ortak ve millî bilinci yüksek olan milletlerdir.

Bu bakımdan yazımızın başlığı yalnızca bir slogan değil; bir milletin hafızasından vicdanına, üzüntüsünden umuduna uzanan derin bir kavrayıştır. Çünkü millî birlik; tarihini ve kültürünü bilen, kendisi için istediğini milleti için de isteyen, “ben” yerine “biz” diyebilen bir bilincin neticesinde oluşur. Bu, farklılıkları bir ayrışma sebebi değil, toprağın zenginliği olarak görebilen bir ruh hâlidir.

Bir kasaba hayal edin… Kasabanın tam ortasında, yıllarca farklı seslere şahitlik etmiş bir çınar vardır. Yazın kavurucu sıcaklarında........

© Milat