Fon Krizi değil Furkan Krizidir
Türkiye’de bugün “fon krizi” adıyla tartışılan hadisenin, meselenin hakiki mahiyetini bütünüyle kavramaya yetmediğini düşünüyorum. Zira burada yalnızca belirli bir finansal mekanizmanın, kişi veya kurumların yarattığı bir krizden söz etmiyoruz. Daha derinde, neyin doğru, neyin yanlış, neyin meşru, neyin gayrimeşru olduğunu ayırt etme kudretinin zedelenmesiyle karşı karşıyayız. Bu sebeple “fon krizi” ifadesi yerine, kavramsal ve ahlâkî derinliği yansıtan “Furkan’dan uzaklaşma krizi” demek, daha uygundur.
Zira Furkan, yalnızca bir isim değil; hak ile bâtılı birbirinden ayıran ilahî ölçünün, insanın önüne konulmuş ahlâkî bir kıstasın adıdır. Kur’an’ın “Furkan” olarak isimlendirilmesi tesadüf değildir: İnsan için en temel ihtiyaçlardan biri, görünen ile hakikati, kazanç ile meşruiyeti, güç ile adaleti, başarı ile doğruluğu görecek bir ölçüye sahip olmasıdır.
İnsan, ayırt etme yetisini kaybettiğinde, yanlışa bir gerekçe, bir mazeret ve nihayet bir meşruiyet üretmeye başlar. Mesele artık paranın nereye aktığı yahut hangi fonun nasıl işletildiği meselesi olmaktan çıkar; vicdanın hangi ölçüyle çalıştığı meselesine dönüşür.
“Fon”........
