Ustalar sustuktan sonra

Bugünlerde pek çok kamu kurumunun o resmi masalarında sessizce tekrar edilen bir sahne var: Sıfır hata ile övünülen devasa bir verimlilik raporu özenle önlerine konuyor. Sayfalardaki pürüzsüz grafikler her şeyin kusursuz işlediğini söylüyor.

Ancak aynı saatlerde sahada beklenmedik bir ihale ihtilafı patlak verdiğinde, inisiyatif alıp o ateşi söndürecek, o sorumluluğu üstlenecek tek bir omuz bulunamadı.

Çünkü o raporları hazırlayan görünmez ve ruhsuz sistemler, sokağın kokusunu alamazdı.

Roma'nın görkemli kubbelerini asırlarca ayakta tutan o eşsiz harç, formülü çalındığı için değil, eller o harcı karmayı bıraktığı için toprağa karışmıştı.

Bilgi, parşömenlere kazınan bir ezber değil; bedenin hafızasına, toprağın ritmine ve kolların yorgunluğuna ait bir mülktü.

Parmaklar durduğunda, sayfalar dilsizleşti.

O dilsizleşmenin ne anlama geldiğini, gençlik yıllarımda Kapalıçarşı’nın loş........

© Milat