Karakutunun içinde

Gökyüzünde süzülen devasa gövdeler yere çakıldığında veya asırlık nizamlar büyük bir gürültüyle çöktüğünde, yığınlar sadece enkazın dumanına bakar. Oysa o yıkımın tam kalbinde, ateşe ve basınca dayanıklı o karanlık mahzeni, o sırrın saklandığı kutuyu arayan gözler vardır. Çöken bir dönemin tüm günahları ve filizlenen yeni bir çağın ilk feryadı orada yankılanır. Bugün Pasifik'ten kopup Asya'nın derinliklerine, oradan İran sınırlarına kadar uzanan coğrafyada tam olarak böyle devasa bir hesaplaşma yaşanıyor. Kıtalar ötesinden gelip boğazları ve deniz yollarını tutanlar, demir ağlarla birbirine bağlanan yeni dünyanın nefesini kesmeye çalışıyor. Mesele sadece diplomatik bir çekişme veya anlık bir siyasi savrulma değil; iki farklı dünyanın, iki farklı yürüyüşün göğüs göğüse çarpışmasıdır.

Tam da bu küresel fay hatlarının çatırdadığı saatlerde, dün İstanbul’a inen Belçika heyetini, Kraliçe Mathilde öncülüğündeki o dört yüzü aşkın kişilik devasa kafileyi salt bir ticari ziyaret sananlar büyük resmi ıskalıyor. Avrupa’nın kalbinden, Brüksel'den kopup gelen; savunmadan enerjiye, havacılıktan teknolojiye kadar yeryüzünün en ağır yüklerini masaya koyan bu hamle, sıradan bir pazarlık değil.........

© Milat