Heybemizdeki çöl kirpisi |
Siyasetin o şatafatlı salonlarında, sınır ötesi savaşlar ve stratejik ittifaklar daima uzaktan yönetilen, acısız ve kusursuz işleyen birer satranç hamlesi gibi kurgulanır. Kitleler, uzak coğrafyalarda patlayan bombaların kendi konforlu dünyalarına asla dokunmayacağına inandırılsa da, o kalkan çoktan delinmiştir. ABD Başkanı Donald Trump, İran operasyonunun tıpkı Ocak ayındaki Venezuela müdahalesi gibi bir çırpıda biteceği üzerine büyük bir kumar oynamıştır. Askerî kibrin ve diplomatik körlüğün getirdiği bu ihtiraslı hamle sahada sert bir duvara çarpmış ve masa kaybedilmiştir. Dört aylık o sancılı sürecin ardından, Haziran 2026 tarihli Ipsos anketi gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer: Amerikalıların yüzde 57'si, Cumhuriyetçilerin yüzde 29'u bu kriz yönetimini kesin bir dille reddetmektedir. Kitlelerin kendi kurguladığı o yenilmezlik hezeyanı, sahanın sarsılmaz gerçeği karşısında yerle yeksan olur. Kendi iç labirentlerine düşen o sessiz yığınlar, dışarıdaki diplomatik gürültünün aslında ne kadar büyük bir boşluk olduğunu derinden hisseder.
Acaba içimizde büyüyen o devasa panik, yükselen enflasyonun ve tırmanan faizlerin doğrudan cebimizi yakmasından mı kaynaklanıyor; yoksa yıllardır sahte zafer çığlıklarının ardına sakladığımız o ağır vicdani yaralarla nihayet göz göze gelmekten mi? Sistemin devasa çarkları, insanı itiraz etmeyen, pürüzsüz bir düzenin parçası yapmaya çalışır. Oysa sahada kurgu her zaman çöker. Tucker Carlson, Megyn Kelly ve Candace Owens gibi MAGA kanaat önderleri, dış savaşlara akıtılan milyarları hedef alıp sol eğilimli Demokratlarla aynı çizgide buluşur. On sekizinci yüzyılın o temkinli, içe kapanık ve yalnızca kendi kalkınmasına odaklanan duruşu, devasa bir imparatorluğun güncel yorgunluğu üzerinden yeniden........