En güzeli de bilir ki aşk İstanbul'da yaşanır!

Herkesin yorgunluktan dem vurduğu, kiminin "buralardan gitsek mi" diye iç geçirdiği şu günlerde, hakikati görenler ve kalbiyle bakanlar şunu çok iyi biliyor: En güzeli de bilir ki aşk İstanbul'da yaşanır! Bu aşk; sadece şehrin silüetini sevmek değil, zorluklara rağmen burada kalıp mücadele etmenin, hayata tutunmanın aşkıdır.

Hayatı sadece şikayet ederek geçirmek, kolaya kaçmaktır. Evet, dünyanın gürültüsü ve gündelik dertlerin ağırlığı bazen nefesimizi kesebilir ama biz, zorluğu görünce yolunu değiştirenlerden değiliz. Mesele yorulmak değildir; mesele, yorgunluğu bir vazgeçiş sanmaktır. Bizim toplum olarak farkımız tam da budur: Biz başımızı sadece rükuda eğer, "Semiallahü limen hamideh" diyerek dimdik doğruluruz.

Umut denilen kavramı da çoğu zaman yanlış yerde arıyoruz. Umut; oturduğumuz yerde, hiçbir şeye elimizi sürmeden her şeyin kendiliğinden düzelmesini beklemek değildir. Bu, umut değil ancak hayalcilik olur. Gerçek umut, bir eylem biçimidir, bir duruştur. Sabah erkenden dükkanının kepengini açan esnafın, toprağına güvenen çiftçinin, direksiyon başında ter döken şoförün ve geleceğini inşa etmek için dersine çalışan gencin yaptığı şeyin tam adı umuttur.........

© Milat