Asıl çapulcu

Beşiktaş’ta, Barbaros Hayrettin Paşa’nın huzurunda duruyorum. Bir yanda denizlerin o mağrur fatihi, diğer yanda modern zamanın aciz bir izi.

Türbenin hemen karşısındaki duvara, aceleci bir el, sprey boyayla bir şeyler karalamış: "Çapulcular Burada."

Bu yazıyı görünce, bir İletişim Fakültesi mezunu olarak acı bir tebessüm belirdi yüzümde.

Biz okulda "Duvar Gazetesi" diye bir ders, bir gelenek gördük. Duvar gazetesi; imkansızlıklar içinde bile halkı aydınlatmanın, haberi en yalın haliyle kitleye ulaştırmanın onurlu bir yoludur. Bir disiplini, bir estetiği, bir "derdi" vardır.

Ama bu duvara bakıyorum... Bu bir duvar gazetesi değil. Bu bir haykırış hiç değil. Bu, olsa olsa iletişimden sınıfta kalmış bir zihnin, kirliliğini dışa vurumudur.

İşte Türkiye’deki "medya" sorununun özeti tam da bu duvarda gizli.

Bir kesim var; ellerindeki gazeteci kimliğini, köşe yazarlığı sıfatını........

© Milat