Şehir yaşamak mı, medeni olmak mı?

Şehirde mekanları ortak paylaştığımız insanlarla birlikte bir hayat süreriz. Yaşadığımız (a) mekan (doğa, çevre vs) ve (b) mekânda birlikte bulunduğumuz insana karşı sorumluluklarımızı olması gerekir.

Şehir Farsça “şehr” den gelir. Medeni ise Arapça kökenli olup kentlileşmiş, kırsallıktan kurtulmuş, uygar anlamındadır.

Yazar Beşir Ayvazoğlu bir yazısında şunları söylemekte: İçinde yaşadıkları şehri tanımayanlar, kendilerini onun bir parçagibi hissetmeyenler sevmezler o şehri. O yüzden gerektiği zaman koruyup sahip çıkmazlar.”

Geçmiş yıllarda İstanbul için şehir kültür bir sorun olarak görülerek bir çalışma yürütülmüştü (2003-2004 yıllarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Bağlantı: ataturkkitapligi.ibb.gov.tr). Bu çalışmalarda “İstanbullu, dolayısıyla şehirli olma şuurunu geliştirmek için ‘Kentim İstanbul’ isimli bir projeyi hayata geçirilmiş. Bu projesi çerçevesinde, “Kentli Yaşam Kılavuzu” hazırlanmış ve bazı kurallar belirlenmiştir.”

Aslında iletilmek istenen mesaj: "Bu şehir Senin".

Bu tür çalışmalar her şehir için gerekli.

Neden?

Şehirlerin hızla büyümesi ve sürekli göç alması, kentsel kimliğin korunmasını zorlaştırmaktadır. Bu değişimi yönetmek ve "hemşerilik hukukunu" güçlendirmek için bir eğitim seferberliği planlanmalıdır.

Kentli Yaşam Kılavuzu (ör. Kentim Kahramanmaraş), temel amacı bir şehirde........

© Milat