menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küresel şiddet düzeni

15 0
12.03.2026

Bölgemizde yaşanan gelişmeler yalnızca askeri bir çatışma olarak okunamaz. Şahit olduğumuz tablo, küresel kötülüğün yayılmacı hamlelerinin yeni bir tezahürüdür. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, bölgeyi bir kez daha istikrarsızlığın eşiğine sürüklüyor. Ancak savaşın 12. gününde ortaya çıkan gerçeklik, bu saldırgan politikaların hedeflediği sonuçları üretmekten oldukça uzak olduğunu da bizlere gösteriyor.

Çatışmanın başlangıcında Trump ve Netanyahu’nun birkaç temel beklentisi vardı. İran’ın askeri kapasitesini felce uğratmak, iç siyasi düzenini sarsmak ve etnik fay hatlarını harekete geçirerek rejimi içeriden çökertecek bir atmosfer oluşturmak. Fakat geçen günler, bu hesapların büyük ölçüde boşa çıktığını ortaya koydu.

İran’ın askeri kapasitesi elbette ağır saldırılarla karşı karşıya kaldı. Bazı askeri tesisler zarar gördü, altyapılar hedef alındı. Buna rağmen İran’ın caydırıcılığı tamamen ortadan kaldırılmış değil. Balistik füze kapasitesi ve bölgesel etki alanı hâlâ varlığını sürdürüyor. Dahası, İran’ın karşı hamleleri ve Hürmüz Boğazı üzerinden enerji güvenliği üzerinde oluşturduğu baskı, savaşın tek taraflı bir askeri üstünlük hikâyesine dönüşmediğini açık biçimde ortaya koydu.

Daha önemlisi, ABD ve İsrail’in en büyük beklentilerinden biri olan iç ayaklanma senaryosu gerçekleşmedi. İran Devrim Rehberi Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından rejimin hızla çökeceği ve halkın sokaklara döküleceği varsayılıyordu. Oysa dış müdahale görüntüsü, İran toplumunda beklenen çözülmenin aksine bütünleşme etkisi doğurdu. Özellikle ülkenin........

© Milat