menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İşgal İstanbul’unda Kütüphane Direnişi

9 0
latest

1918-1923 yılları arasında İstanbul’un tarihi kütüphaneleri sadece rutubet ve ihmalle değil, bir ulusun hafızasını yok etme tehdidiyle de savaştı. Dr. Yaşar Aldırmaz’ın araştırması, işgal dönemi basınının kütüphaneleri nasıl birer "direniş odağı" olarak konumlandırdığını gün yüzüne çıkarıyor.

Fahri Sarrafoğlu - İstanbul Seyyahı

Mondros Mütarekesi'ni takip eden işgal yıllarında İstanbul, sadece askeri ve siyasi bir krizle değil, aynı zamanda derin bir kültürel ve entelektüel sınavla karşı karşıya kaldı. Osmanlı'nın yüzlerce yıllık bilgi birikimini barındıran kütüphaneler, bu süreçte fiziksel tahribat ve ihmalin ötesinde, bir ulusun hafızasını ve kimliğini korumanın simgesi haline geldi. Yakın zamanda yayımlanan akademik bir araştırma, işgal dönemi basınına yansıyan bu sessiz direnişi gözler önüne seriyor. Araştırma, yalnızca geçmişi anlamamıza değil; günümüz dijital dönüşüm süreçlerinde bilgi mirasının nasıl korunması gerektiğine dair ipuçları da sunuyor. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi'nden Dr. Yaşar Aldırmaz'ın "Bilgi Dünyası" dergisinde yayımlanan makalesine göre, 1918-1923 yılları arasında İstanbul gazeteleri, Süleymaniye, Nuruosmaniye gibi kütüphanelerdeki eserlerin rutubetten çürüdüğünü, kurda kuşa yem olduğunu ve bürokratik ihmaller yüzünden korunamadığını çarpıcı bir dille aktarıyordu. Ancak asıl vurgu, bu kurumların bilgi deposu olmaktan çok, "kültürel bağımsızlığın kalesi" olarak görülmesiydi.

BİR KÜLTÜREL FELAKETİN TASVİRİ

30 Kasım 1921 tarihli Tevhid-i Efkâr gazetesi, yaşanan tahribatı şu çarpıcı cümlelerle okuyucularına duyuruyordu: "Pek şanlı tarihimizden bize intikal etmiş yegâne yadigâr olan kitaplarımız kısmen raflarda rutubetten çürüyüp yıpranıyor, kısmen kurtlara yem oluyor ve kısmen de zayi oluyor." Bu dramatik tablo, kitaplara yapılan fiziki müdahaleden çok, onları koruyacak sistemin çöküşünü işaret ediyordu. Bu ifade, işgal güçlerinden ziyade Osmanlı bürokrasisinin çöküşü ve bakımsızlık yüzünden yaşanan somut tahribatın boyutunu ortaya koyuyor. Süleymaniye, Nuruosmaniye, Ayasofya gibi dünyaca ünlü kütüphanelerdeki el yazması hazineler, fiziksel olarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıyaydı.

11 BİN KİTAP KAYIT BİLE YOKTU!

Makalede dikkat çeken en çarpıcı somut verilerden........

© Milat