GÖKYÜZÜNE AÇIK 13 TÜRBE
Osmanlı’nın Sessiz ve Vakur Tevazu Sanatı
Osmanlı mimarisi denince akla gelen devasa kubbeleri unutun. İstanbul’un kalbinde, üzerlerinde hiçbir çatı bulunmayan ve literatürde “âsumânî” olarak adlandırılan tam 13 açık türbe yer alıyor. Maddi gücü ve makamı geride bırakıp mezarını tamamen doğaya ve ilahi rahmete teslim edenlerin zamansız öyküsü...
Fahri Sarrafoğlu | İstanbul Seyyahı
İstanbul’un tarihî dokusunda yükselen devasa kubbeler ve ihtişamlı anıt mezarlar arasında, gökyüzüyle arasına hiçbir engel koymayan sırlar gizlidir. Son yapılan akademik araştırmalar, İstanbul genelinde alışılmış Osmanlı mimari çizgisinin dışına çıkan, ne çatısı ne de tonozu olan tam 13 "âsumânî" türbe bulunduğunu ortaya koyuyor. Maddi gücün ve siyasi otoritenin zirvesindeki devlet adamlarının, şeyhülislamların ve ulemanın, fani dünyadan ayrılırken tercih ettikleri bu kubbesiz ve açık mezarlar; sadece bir mimari üslubu değil, aynı zamanda derin bir felsefi, dini ve siyasi duruşu simgeliyor.
KUBBENİN İHTİŞAMINDAN TOPRAĞIN SADELİĞİNE:
Âsumânî Geleneği; Osmanlı mimari dehası, yüzyıllar boyunca inşa ettiği heybetli kubbelerle gökyüzünü adeta taşla mühürlemiştir. Ancak İstanbul’un sessiz hazirelerinde dolaşırken karşımıza çıkan bazı kabirler, bu görkemli anlayışa vakur bir tezat oluşturur. Literatüre "âsumânî" yani gökyüzüne açık türbeler olarak geçen bu yapılar; yağmura, kara, güneşe ve rüzgara bütünüyle açıktır.
KUBBESİZ TÜRBELERİN ARDINDAKİ DÜŞÜNCE
Mermer parmaklıklar, zarif şebekeler veya sade duvarlarla çevrelenmiş bu mezarların üzerinde hiçbir kapatıcı unsur yer almaz. İslamiyet’in ilk yıllarındaki sadelik arayışına, Hz. Muhammed’in kabirlerin aşırı yüceltilmesini ve üzerlerine devasa yapılar dikilmesini hoş görmeyen hadislerine dayanan bu anlayış, zamanla Osmanlı entelektüel ve siyasi elitleri arasında köklü bir uzlaşıya dönüşmüştür. Ne saygı duyulan şahsiyetin hatırası korumasız bırakılmış ne de İslam’ın özündeki tevazu ilkesi çiğnenmiştir.
PADİŞAH II. MURAD’IN VASİYETİNDEN DOĞAN İLHAM
Bu geleneğin tarihsel ve zihinsel kökleri, 1451 yılında vefat eden Sultan II. Murad’ın........
