Trump’ın Kanlı Kumarı |
Gece yarısı... Washington DC’de yağmur, mermer binaların üzerine bir kefen gibi seriliyor. Oval Ofis’te ışıklar sönmüyor. Masanın üzerinde duran harita, sadece bir coğrafyayı değil, bir medeniyetin intihar notunu simgeliyor. Donald Trump, o her zamanki kibriyle, elindeki altın yaldızlı kalemi Hürmüz Boğazı’nın üzerine sertçe bastırıyor. Harita yırtılıyor, petrol sızıyor, kan damlıyor. Bu bir polisiye romanın ilk sayfası değil, kuzen; bu, Amerikan İmparatorluğu’nun "cenaze törenine" davettir!
PASLI ÇARKLAR VE ALTIN YALDIZLI YALANLAR
Trump geri döndü. Ama bu sefer yanında sadece "Maksimum Baskı" dosyasını değil, bir intikam ajandasını da getirdi. Trump’ın fütüristik analizi, basit bir askerî harekât değil; o, dünyayı devasa bir emlak ofisi gibi görüyor. İran ise, tahliye edilmesi gereken inatçı bir kiracı! Ancak bu kiracının elinde, binayı havaya uçuracak fünyeler var. Washington’ın derin koridorlarında CIA ajanları fısıldaşıyor: "Bu seferki farklı. Bu sefer Trump, Pentagon’un 'savaş oyunları' simülasyonlarını bile çöpe attı." Çünkü o, verilerle değil, içgüdüleriyle hareket eden bir kumarbaz. Ve elindeki tüm pulları Hürmüz’ün o daracık, o karanlık geçidine sürdü.
Tarih, zafer sarhoşluğuyla uçuruma yürüyen "büyük adamlar"ın mezarlığıdır kuzen. Roma İmparatoru Crassus’u hatırla! Part İmparatorluğu’nu dize getirmek için Mezopotamya çöllerine daldığında, dünyanın en zengin adamıydı. Kibri dağları aşıyordu. Ama Carrhae (Harran) savaşında ne oldu? Part okçuları, Roma’nın o "yenilmez" lejyonlarını kumun içine gömdü. Crassus’un ağzına, altına olan susuzluğunu dindirmek için eritilmiş altın döktüler. Bugün Trump da aynı altın hırsıyla, aynı "ben yaptım oldu" kibriyle o kadim topraklara bakıyor. Ama tarih, Crassus’un o korkunç sonunu Oval Ofis’in duvarlarına bir gölge gibi düşürüyor.
PETROLÜN CİNAYET MAHALLİ: HÜRMÜZ!
Dünyanın şah damarı burası. Günde 20 milyon varil petrolün geçtiği o dar boğaz, şimdi bir "cinayet mahalli"ne dönüşmek üzere. İran, Devrim Muhafızları’nın o yeraltı tünellerinden çıkardığı "intihar sürüsü" dronlarla denizi gözetliyor. Trump ise USS Gerald R. Ford’u o daracığa sürme kararı alırken, aslında Amerikan donanmasını birer "yüzen hedef tahtası" haline getiriyor. Polisiye bir kurguda olsak, dedektif burada şunu derdi: "Katil, kurbanını en dar sokağa çekiyor." Hürmüz o dar sokaktır! O dar sokakta Amerikan uçak gemilerinin manevra kabiliyeti, bir filin züccaciye dükkanındaki zarafeti kadardır.
Türk tarihinden o acı dersi hatırla: 1915 Çanakkale... İtilaf Devletleri’nin o "yenilmez" donanması, dünyanın en büyük zırhlılarıyla Boğaz’a........