Terör, sapma değil, sistemin kendisidir |
Emperyalistler, yani bu küresel nizamın efendileri, yıllardır dünyayı kan gölüne çeviriyorlar! Terör diye yırtınıyorlar, ama asıl terörün mimarı kendileridir. Afganistan'da, Suriye'de, Libya'da, Vietnam'da, Laos'ta, Kamboçya'da... Her yerde aynı pis oyun: "Özgürlük savaşçıları" diye silahlandırdıkları katilleri, görev bitince "küresel tehdit" ilan edip dünyayı korkutuyorlar. Bu bir hata mı? Hayır! Bilerek, isteyerek, planlı bir şekilde yapıyorlar bunu. Müesses nizam, bu Batı'nın kan emici vampirleri, farklı sistem arayan her ülkeyi, her toplumu terörle boğuyor, ezip geçiyor.
İslami nizam için mi yola çıkıyorsun? Sosyalizm mi istiyorsun? Bağımsızlık mı? Anti-kapitalist bir düzen mi? Hemen terör ordularını salıyorlar üstüne!
KÜRT KANINI EMPERYALİSTLERE SUNAN ÇETE: SDG
SDG, Kürtlerin değil, vampir efendilerinin sofrasına Kürt kanını sunan bir ihanet çetesi. PKK ve YPG'yi kapıdaki köpek gibi kullandılar, şimdi işleri bitince sokağa atılmış uyuz itlere döndüler. Abartıyorum mu? Hayır! Bu itler, efendilerinin emriyle Kürtleri ölüme sürükledi, mazlum Kürtlerin kanını emperyalizm sofrasında sundu. Dün Irak'ta Barzani'yi referandumda satan batı, bugün Suriye'de anlaştıkları Araplara SDG'yi sattılar. SDG'lilerin satılması umurumda değil, onlar hak ediyor! Umrumda olan, mazlum Kürtlerin kanlarının oluk oluk akmasıdır. Yine Kürtlerin kanı, emperyalizm sofrasında efendilerine sunuldu bu SDG ve PKK'liler tarafından.
Bu analiz, 1950'lerden bugüne, ABD öncülüğündeki Batı emperyalizminin terörü nasıl bir araç haline getirdiğini anlatacak. Müesses sistem, alternatif arayışları terörle ezer, çünkü kendi sömürü düzenini korumak için her şeyi yapar. Batı, radikal unsurları iç karışıklıklarda sahaya sürer, devletleri boğar. Terör sapma değil, sistemin ta kendisidir!
SOĞUK SAVAŞ'IN DOĞUŞU VE TERÖRÜN ARAÇSALLAŞMASI
1950'ler, Soğuk Savaş'ın kanlı başlangıcı. ABD denen o emperyalist canavar, Sovyetler Birliği'ni kuşatmak için "containment" diye bir politika icat etti. Ne miydi bu? Sadece askeri müdahale değil, vekil savaşlar, terör gruplarını finanse etmek, yerel diktatörleri beslemek! Bunlar, kapitalist sistemin alternatifi olan her şeyi yok etmek için terörü araç yaptı. Latin Amerika'da, Afrika'da, Asya'da... Her yerde aynı kirli yapı: CIA denen o gizli örgüt, Gladio gibi yapılarla Avrupa'yı, kontr-gerilla taktikleriyle “Üçüncü Dünya”yı zehirledi. Bu bir sapma mı? Hayır! Müesses nizamın korunması için tasarlanmış bir mekanizma. Tarihsel kayıtlar gösteriyor ki, ABD 1945-1991 arasında en az 37 ülkede 25 milyon insanın ölümüne sebep oldu; çoğu vekil (proxy) savaşlar ve terör taktikleriyle. Bu süreç, İslami devrim, sosyalist devrimler veya bağımsızlık hareketleri gibi farklı sistem arayışlarını terörle ezer geçer.
1950'lerde İran'da Musaddık'ı devirdiler, petrol için. Msaddık’ı CIA darbesiyle indirdiler, Şah'ı başa geçirdiler. O Şah ki, terör rejimi kurdu, muhalifleri işkenceyle sindirdi. Bu anti-emperyalist bir öfke, çünkü İran gibi ülkeler bağımsızlaşmak istediğinde, terörle boğuluyor. Aynı pislik Küba'da, Domuzlar Körfezi'nde denendi, ama Fidel Kastro direndi.
Müesses sistem, anti-kapitalist arayışları ezer, çünkü kendi Dolar imparatorluğunu korur. Soğuk Savaş'ta, ABD'nin vekil savaşları her yere yayıldı. Afrika'da Kongo'da İnsanlık onurunun sembolü Lumumba'yı öldürttüler, Mobutu'yu diktatör yaptılar. Lumumba ne istiyordu? Bağımsızlık, sosyalizm. Ama emperyalistler terörle ezdi.
İhvân-ı Müslimîn’i, yani Müslüman Kardeşler cemiyetini kurarsın. Toplumun eğitim, sosyal yardım ve refahı için çalışırsın. Silahın bulunduğu muhitten bile geçmezsin ama seni terörist diye damgalar bu terör sistemi.
Latin Amerika'da Guatemala 1954 darbesi:........