menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ben bilmem

19 0
16.09.2026

fırsat buldukça Tapduk Emre ile Yunus arasında geçen diyalogları, Tapduk Emre’nin sohbetlerini de dinliyorum.

bazen bir cümle insanın zihninde uzun süre kalıyor.

“Ben bilmem” zikri de böyle bir söz.

Yunus’un hayatıyla ilgili menkıbevî anlatılarda, Tapduk Emre’nin Yunus’a “Bilmem” lafzını zikir olarak verdiği anlatılır.

ilk bakışta insanın aklına bir soru geliyor.

bir insana neden “Ben bilmem” demesi öğretilir?

üstelik ilim yolunda yürüyen bir insana.

burada meselenin bilgi düşmanlığı değil demeye bile gereksiz.

mesele, bilginin insanda oluşturabileceği “ben” duygusudur.

bilgi insanı hakikate götürebilir.

ama insan bildiklerini kendi büyüklüğüne delil sayarsa, aynı bilgi onun önüne perde de olabilir.

bugün bu meseleyi yeniden düşünmek için çok sebebimiz var.

çünkü hiç olmadığı kadar bilgiye sahibiz.

daha doğrusu, bilgiye hiç olmadığı kadar kolay ulaşıyoruz.

fakat bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça, bilmediğimizi kabul etmek zorlaşıyor.

herkes yorum yapıyor.

herkes bir konuda hüküm veriyor.

bir şey izliyoruz, uzman kesiliyoruz.

bir şey duyuyoruz, hemen hüküm veriyoruz.

bilginin çoğaldığı çağda hüküm verme hızımız da arttı.

ama düşünme hızımız aynı oranda artmadı.

çünkü bilgi ile hikmet aynı şey değil.

anladığını hayata geçirmek ise bambaşka.

tevazudan söz ediyoruz ama kendi bilgimizin ve doğrularımızın etrafında bir kibir duvarı örüyoruz.

yanıldığımızı kabul etmekte zorlanıyoruz.

bu söz cehaletin savunması değildir.

öğrenmeyi bırakmak hiç........

© Milat