Maarif ekranın dışında kalamaz
Dijital kültür üzerine çalışmaya başlayalı on yedi yıl oldu. Knight Online’ın, Metin2’nin, internet kafelerin ve forumların gençlerin hayatında yeni bir alan açtığı yıllardı. Dışarıdan bakıldığında çocuk oyun oynuyordu; biraz yaklaştığınızda arkadaşlık, rekabet, aidiyet, liderlik, dışlanma, öfke ve itibar görüyordunuz. Gençler yalnızca vakit geçirmiyor, orada bir hayat kuruyordu.
Ben buna “dijital topoloji” diyordum. Çocuk evindedir ama ilişkileri evin duvarlarıyla sınırlı değildir. Başka şehirlerdeki insanlarla oyun oynar, Discord’da bir gruba katılır, orada kabul görebilir, dışlanabilir veya aşağılanabilir. Fizikî olarak yer değiştirmeden çevresini değiştirebilir. Gençlik Yüklenemeyen Dosya kitabında üzerinde durduğumuz dönüşüm buydu. Aradan geçen yıllarda araçlar değişti, fakat temel mesele aynı kaldı: Çocuğun yaşadığı yer artık yalnızca okul, ev ve sokak değildir.
Okul şiddetini konuşurken bu gerçeği görmek gerekiyor. Buradan “oyun oynayan çocuk şiddete yönelir” gibi kolay bir sonuca varılamaz. Milyonlarca genç aynı oyunları oynuyor ve hiçbirine zarar vermiyor. Şiddeti anlamak için aileyi, okul hayatını, akran ilişkilerini, dışlanmayı, aşağılanmayı ve çocuğun yaşadığı kırılmaları birlikte değerlendirmek gerekir. Fakat dijital çevreyi tamamen dışarıda bırakmak da mümkün değildir. Çünkü internet şiddeti doğurmasa bile öfkenin yayılma ve büyüme biçimini değiştirmiştir.
Eskiden okul bahçesinde yaşanan bir kavga çoğu zaman orada kalırdı. Bugün görüntüsü çekiliyor, gruplara gönderiliyor, yorumlarla büyüyor. Çocuk eve dönüyor ama kavga bitmiyor. Siber zorbalığın ağırlığı da buradan geliyor. Okuldaki zorbanın yanından uzaklaşabilirsiniz; dijital zorba sizinle eve gelir. Üstelik........
