Zihinsel obezite çağı |
Eskiden, taksi şoförlerinin şehrin haritasını zihinlerine kazıdığı, bizlerin ise en az on tane telefon numarasını ezbere bildiğimiz zamanlar vardı. Sonra navigasyon geldi, zihinsel haritalarımız silindi. Akıllı rehberler geldi, hafızamızdaki numaralar buharlaştı. Bunlar kabul edilebilir kayıplardı; çünkü hafıza, yerine konulabilir bir veri deposuydu. Ama bugün, teknoloji tarihinin –bence- en kritik eşiğinden geçiyoruz. Yapay zekâ devrimiyle birlikte, insanlık ilk kez sadece "hafızasını" değil, "muhakeme yeteneğini" de dış kaynaklara (outsourcing) devretmeye hazırlanıyor.
Batı’daki son araştırmalar, yapay zekâ destekli eğitim araçlarının çocukları nasıl birer "pasif izleyiciye" dönüştürdüğünü tartışa dursun; bu durum Türkiye gibi "sonuç odaklı" toplumlar için sessiz ama yıkıcı bir tehdit barındırıyor. Bizim eğitim sistemimiz, ne yazık ki uzun süredir "süreç" ile değil, "doğru şık" ile ilgileniyor. Bir öğrencinin problemi nasıl çözdüğü, o cevaba ulaşırken hangi zihinsel patikalarda kaybolup tekrar yolunu bulduğu, sınav kâğıdındaki o küçük kutucuğu doğru işaretlediği sürece önemsizdir. İşte tam bu noktada, yapay zekâ bizim kültürel kodlarımızdaki bu zaafla mükemmel bir -ve tehlikeli- uyum........