Yasaların ruhu
Toplumsal mutabakatı tesis eden ve kollektif yaşamı bir kaos olmaktan çıkarıp kozmosa dönüştüren yegâne dinamik, normatif hukuk düzenidir. Yakın geçmişe kadar toplumsal tahkimatın tek aracının dogmatik inanç bağları olduğu savlanır, "Din, toplumun çimentosudur" bile denilirdi. Oysa inanç özgürlüğünün içselleştirildiği ve toplumsal barışın rasyonel temellerde yükseldiği modern demokrasiler, o asıl birleştirici unsurun inanç birliği değil, "hukukun üstünlüğü" olduğunu kanıtlamıştır. Tam da bu noktada, Aydınlanma düşünürü Montesquieu’nün o sarsıcı tespiti karşımıza çıkar: Yasalar, kamusal otoritenin kâğıt üzerindeki mekanik dayatmaları değil; toplumun doğasını ve müşterek erdemini yansıtan, yaşayan bir ruhtur.
Bu ruhun toplumsal pratikteki tecessümünü okumanın en ampirik yolu, o ülkenin gündelik akışına, bilhassa da trafik kültürüne bakmaktır. Hollanda ve Almanya deneyimlerimin ardından, yakın zamanda döndüğüm Avustralya rotasındaki sosyolojik tablo son derece mühimdi. Dünyanın dört bir yanından, özellikle de........
