Unutturulan Tarih - 2

Geçen haftaki yazımda, İstanbul’un yanı başında, Balkan Harbi’nin ve Cihan Harbi’nin sessiz tanığı olan o tarihî koruluğun asfalt ve betona nasıl kurban edildiğini anlatmış, geçmişini unutan kentlerin geleceği inşa edemeyeceğini vurgulamıştım. Yazının ardından pek çok şaşkınlık içeren ve bir o kadar da hüzünlü mesajlar aldım.

Bugün, o yazının devamı olarak yine 2012’de çektiğim fotoğraflarla sizi tam da aynı koruluğun az yukarısındaki yol ayrımına götürmek istiyorum.

Bundan birkaç yıl önce o kavşakta durduğunuzda, gözünüze ilk çarpan şey metrelerce yüksekte gururla dalgalanan dev bir Türk bayrağı ve hemen altında, “Ülkemi ve Bayrağımı Seviyorum” yazılı bir zeminin ve bir de M47 anıt tank olurdu. Tankın hemen arkasında ise askerî simgeciliğin en çarpıcı örneklerinden biri duruyordu: Bir süngü ve ona sarılmış defne dalları motifiyle işlenmiş anıt... Askerî terminolojide süngü caydırıcılığı ve vatan savunmasındaki kararlılığı simgelerken, ona sarılan defne dalı barışı ve zaferin getirdiği huzuru temsil eder. Yani Türk ordusunun kadim felsefesi olan “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin taşlaşmış haliydi o anıt.

Ve o yapının yanı başında, belki de yanından hızla geçen binlerce sürücünün fark etmediği, ama tarihin taştan yapılmış en somut belgelerinden biri duruyordu:........

© Milat