We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Pozitivizm ve gayb

21 0 0
02.08.2020

Osmanlı, Batı Medeniyeti karşısında, art arda hezimet yaşadıkça, sorumlu, suçlu arandı.

1800’lerin başlarından itibaren parmaklar “İslam”a doğruldu.

Suçlunun bulunduğu sanılmıştı, yenilgilerimizin sorumlusu dinimizdi(!).

Çünkü, Batı ile aramızdaki en temel fark “din”di.

Ziya Paşa, ta o zamanlar bu tez sahiplerine şöyle sitem ediyordu:

“İslam imiş devlete pa-bend-i terakki,

Evvel yoğ idi, işbu rivayet yeni çıktı.”

Ziya Paşa, günümüz Türkçesi ile “İslâm, devletin ilerlemesine ayak bağı imiş, eskiden böyle düşünülmezdi, bu yorum da yeni peyda oldu” diyordu.

O yıllarda, gücünün doruğuna erişen “Batı”, baş döndürücü bir süratle dünyayı avuçlarının içine alıyor, tüm dünyaya boyun eğdiriyor, kıtaları sömürgesi haline getiriyordu.

Bu güç karşısında Osmanlı acze düşüyor, panik halinde çare ve suçlu aranıyordu.

Suçlu kolay bulundu: “İslam!”

Çare ise, hâla bulunamadı.

Tam o yıllarda güç zehirlenmesi yaşayan “Batı Medeniyeti”, tüm semavi dinlere meydan okumaktaydı.

Fransızlar devletlerinin resmi dinini “Bilim Dini” ilan etmişlerdi.

Auguste Comte’la “pozitivizm” en şaşaalı günlerini yaşıyor, “beş duyu ile ulaşılanlar dışında hiç bir gerçeklik tanımıyoruz” deniyordu.

Pozitivizm bütün semavi dinlerin üzerini çiziyordu.

Tam da o........

© Milat