Son Halifenin Defin Çilesi!

(Halife Abdülmecid’in vefatının 82. yılı dolayısıyla)

1 Kasım 1922’de, saltanatın kaldırılmasından 1 yıl 4 ay sonra, 3 Mart 1924’de halifelik de kaldırılmıştı. Kabul edilen kanuna göre; Osmanlı Hânedanı millî sınırlar dışına çıkarılacaktı. Hüküm aynı gece İstanbul’a tebliğ edilmiş, vali ve emniyet müdürü, Dolmabahçe sarayına giderek kararı Halife Abdülmecid Efendi’ye bildirmiş, aynı gece hazırlanan trenle halife, eşleri, oğlu, kızı Dürrüşehvar Sultan ve on dokuz kişilik maiyeti -sabahı beklemeden- sınır dışı edilmişlerdi. İki saat içinde apar topar saraydan çıkarılan son halifenin son sözleri şöyle olmuştu:

“Hayatımda boyunca milletimin saadet ve refahına çalıştım. Bugünden sonra da bu ümidin duacısıyım. Cenab-ı Hak, mülk ü millete, devlete zevâl vermesin!”

Saray terbiyesi görmüş, İngilizce ve Fransızcayı ana dili gibi bilen, kafilenin her derdine son güne kadar çare olan Hususi Kâtibi Salih Bey de halifeye refakat ediyordu.

Bütün pasaportlar İsviçre konsolosluğunca vizelenmiş, kafilenin bineceği Simplon Expresi Çatalca’ya gece yarısı gelmişti. Trenden, İsviçre’nin neresinde ineceklerini dahi bilmiyorlardı. İstanbul Valisi’nin verdiği zarf açıldığında içinden çıkan iki bin sterlinlik seyahat parası kafilenin ancak birkaç haftalık masrafını karşılayabilirdi. Prens Faruk’un tavsiyesiyle Territet’deki Büyük Alp oteline yerleşmişlerdi. Verilen sterlinler hızla tükeniyordu. Salih Bey İslâm dünyasının her köşesine........

© Milat